Tarih : 13.05.2019 - 18:55

En zengin ile en fakiri buluşturan yemek: Çorbalar

Çorba, Ramazan sofralarında sadece damağımızın aradığı bir lezzet değil, midemiz için sağlık, cüzdanımız için de hesaplı bir tercihtir. Araştırmacı - Gazeteci Fikri Türkel, çorba sektörünü mercek altına aldı ve "Çorbanın Ramazan sofralarında en çok aranan yemeği" olduğu kanaatine vardı.. Fikri Türkel, "Sadece damağımızın aradığı bir lezzet değil, midemiz için sağlık, cüzdanımız için de hesaplı bir tercihtir" dedi.  

En zengin ile en fakiri buluşturan yemek: Çorbalar

Fikri Türkel 

 

10 bin yılı aşkın bir geçmişle bütün insanlığın genlerine işlemiş bir beslenme şekli olan çorbaların bir de ekonomisine ve rakamlarına bakmak istedim. Ajinomoto Türkiye İcra Kurulu Üyesi Hülya Gündoğan Uçarlar ile keyifli ve zengin bir sohbet yaptık.

 

Japon gıda devi Ajinomoto

 

Çorba konusuna girmeden önce, Ajinomoto hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Japonya’nın lider gıda şirketi Ajinomoto’nun Türkiye’ye girişi Kemal Kükrer’i satın almasıyla başladı. İki yıl önce de Yıldız Holding’den Bizim Mutfak Hazır Çorba markası ile Örgün Gıda fabrikasını aldı.

Ajinomoto’nun diğer üretim ve faaliyetlerini ayrı bir yazı konusu yapmak gerekiyor. En azından ben, şirketin Türkiye’de yeni gıda segmentlerine gireceğini düşünüyorum.

Ajinomoto’nun geleneksel alanı çorba değil, aslında tat ve lezzettir. Şirket, beşinci tat olarak bildiğimiz “Umami”yi dünyaya tanıtmak amacıyla 1931 yılında kuruluyor. Acı, tatlı, tuzlu ve ekşinin yanı sıra umami, artık dünya mutfaklarının vazgeçilmez bir ürünü haline geldi. Umami’nin Japonya’nın bazı bölgelerinde geleneksel metotlarla üretilen 250 yıllık bir geçmişi vardı. Bunun endüstriyel üretimini ilk yapan bu şirket oldu.

 

130 ülkede satışı olan, 10 milyar dolar cirolu gıda devi!

 

35 ülkede operasyonu, 130 ülkede satışı olan bir dünya markası olan Ajinomoto, yaklaşık 10 milyar dolar ciroya sahip. Dünyada 34 binden fazla çalışanı bulunuyor ve bunların 1700’ü Ar-Ge’de görev yapıyor. Şirket araştırmalarıyla 4.300 patente sahip oldu.

Ajinomoto grubundaki lezzet ve aminoasit alanındaki bilgi birikiminin Türkiye’ye de aktarılması hedefleniyor. Japonya’da Aminoasit biliminin kurucusu ve öncüsü olan şirket, bunu faaliyet gösterdiği tüm ürün gruplarında tüketiciye artı değer katmayı amaçlıyor. Aminoasitler halen gıdalarda, fonksiyonel gıda ürünlerinde, sporcu takviyelerinde, kozmetikte ve hatta tarım sektöründe kullanılıyor.

Knorr markasının Japonya’daki temsilcisi de Ajinomoto’dur.

Bu açıdan baktığımızda da Ajinomoto’dan Hülya Gündoğan Uçarlar ile sohbet yapmamız o derece yerinde oldu.

Sadece hazır çorba pazarına değil, dünyadaki çorba pazarı hakkında bilgileri de sizinle paylaşmak istiyorum.

 

Çorba sözcüğünün kökeni

 

Kökeni Sanskritçe’den gelen İngilizce çorba (soup) kelimesi, ‘iyi beslenme’ anlamına geliyor. Türkçe’deki “çorba” ise Farsça iki kelimeden oluşuyor: Tuzlu veya karışık anlamındaki “Şur” ve aş anlamındaki “Ba”, yani şurba veya şorva şeklinde 1800 yıl önceye dayanan kullanımları olmuş.

Orta Asya Türk yemek kültürleri arasında çorba tarifleri tarihi kayıtlarda geçiyor. Özellikle de erişteden olan şekliyle. Bazen içine et de katılıyormuş. Ama hangi kelimenin kullanıldığı konusunda kesin bir bilgi yok. Kültüründe ayran, kımız, süt ve keşkek olan bir mutfakta çorbanın olmaması zaten düşünülemezdi.

İşte bu geleneksel tat, Ramazan Ayı ile birlikte sofra listemizin ilk sırasına oturuyor. Öyle ki “Haftanın altı günü sofrada çorba bulunuyor. Oruç tutanların yüzde 80’i iftarda, yüzde 40’ı ise sahurda çorba içiyor”.

Bu yazıyı ve sohbeti Ramazan’a denk getirmemin sebebi de bu veriler oldu. Hülya Hanımın verdiği bilgiler ve rakamlar benim kadar sizin de ilginizi çekecektir:

 

Çorba pazarı Ramazan’la ikiye katlanıyor

 

“Ramazan alışverişiyle çorba pazarı ikiye katlanıyor. Yani normal bir ayda aldığından 2 kat fazla çorba alıyor tüketiciler. Pazar büyümesi olduğu için tüm markalar Ramazan döneminden pozitif etkileniyor”.

Araştırmalarda Ramazan kolileri ile ilgili ilginç bir bilgi daha var: “Ramazan alışverişçilerinin neredeyse yüzde 40’ı Ramazan kolisi satın alıyor. Ancak alanların yarısı aslında bu kolileri ihtiyaç sahiplerine dağıtmak için alıyor. Dolayısıyla Ramazan ayının ruhuna yakışır bir biçimde ciddi bir paylaşma, yardımlaşma aracı da oluyor”.

“Pazardaki ana oyuncular Bizim Mutfak ve Knorr. Bunun dışında indirim marketlerinin kendi markaları var”.

Son dönemde özgün ürünler üreten Yayla markası da yoğun tanıtım çalışmaları yapıyor. Umarım o da başarılı olur.

Çorba pazarının total büyüklüğüne baktığımızda pazardaki potansiyel daha görülür. 2018 yılında 289 milyon TL büyüklüğe erişen pazarın, 12 ay toplamına baktığımızda ise 300 milyon TL’ye ulaştığını görüyoruz.

Çorba her evde pişiyor ama hazır çorbanın yeri konusunda verileri benim kadar çoğumuz da merak ediyordur.

. Biz çorba sever bir ülkeyiz, hanelerin yüzde 76’sında haftada en az bir kere veya daha sık çorba pişiyor.

Çorba pişirenlerin yüzde 62’si sadece ev yapımı çorba yaparken, yüzde 37’si ev yapımı çorba yanında hazır çorba da kullanıyor.

. Hem ev yapımı hem de hazır çorba pişiren bu yüzde 37’lik kesimin pişirdikleri her 10 çorbanın da sadece 3’ü hazır çorba.

Dolayısıyla potansiyel aslında mevcut pazarın oldukça üstünde.

 

Ajinomoto’nun Türkiye stratejisi

 

Ajinomoto da yeni dönemde stratejisini hali hazırda pişirilen 3 hazır çorbanın peşinde koşmaktansa, geri kalan yedisi üzerine yoğunlaştırmış. Bunun için de son iki yılda 20 bin tüketiciye ulaşan 50’yi aşkın tüketici araştırmaları gerçekleştirmiş.

“Ipsos Türkiye ile yaptığımız Mutfak Kullanım ve Alışkanlıkları araştırması ile 3 bin 500 kadın ile görüştük, onlardan 2 hafta boyunca mutfakta pişirdikleri tüm yemekleri kaydetmelerini istedik. Yaklaşık 30 bin yemek pişirme seansından bahsediyoruz. Bu kayıtlarda sadece çorba değil; tatlılar, tuzlular, ana yemekler, kızartmalar ve fırın yemekleri gibi Türk kadınlarının mutfağında pişen tüm yemekler var”.

 

Acaba Türk tüketici ne istiyor? Genellikle vurgulanan “doğallık” özelliği beni de tatmin etmiyordu.

“Tüm bu araştırmalar sonucunda ortaya çıkan kadınların doğallık ve pratiklik ihtiyacıydı. Ancak pazarda bizim de rakibin de iletişimlerde doğallık vurgusu zaten senelerdir yapılıyor olmasına rağmen hazır çorba pazarının büyümediğini biliyorduk. Dolayısıyla kadınların doğallık derken aslında karşılanmayan başka bir ihtiyaçları olduğunu düşünerek, projektif teknikler ve antropolog bir moderatör ile daha derinlemesine çalıştık.

Annelerin çocuklarının geleceği için derinden etkileyebildiği üç temel alan var. Eğitim, öğretim ve beslenme. Kadınlar bu üç alan için inanılmaz çaba sarf ediyor. Pişirdiği yemekler besleyici olsun ve yedirdiğinde içi rahat olsun istiyor. Dolayısıyla doğal olması onlara aslında iç rahatlığı ve besleyicilik konusunda garanti veren bir söylem, ama bunu markaların böyle dillendirmesi kategoride ikna edici bulunmuyor. Bu nedenle senelerdir konuşulan doğallık yerine, asıl ihtiyaçları olan besleyiciliği konuşmaya karar verdik. Markamızı “Besleyici, Pratik Mutfak” olarak yeniden konumladık ve bu konumlamanın hakkını verecek yeni ürünler çalıştık. Geçen sene Mart ayında çıkardığımız Bakliyatlı Çorba serimiz ile hazır çorba pazarını baştan tanımladık, hazır çorba sadece toz olmak zorunda değil dedik, yüzde 100 bakliyat ve tahıl karışımından oluşan çorbalar çıkardık. İçinde ayrı bir poşette sadece baharat karışımı var. Yüksek protein ve lif kaynağı olmasından dolayı besleyici değerleri de oldukça yüksek. Paketteki çorba karışımını yarım saat kaynatıp, salçası ve baharatı da katıldığında çorba hazır”.

 

En sevilen hazır çorbalar

 

Peki, hazır çorba pazarının en sevilen çorbaları hangileri?

İlk beşte Ezogelin, Mercimek, Domates, Kremalı Tavuk ve Kremalı Mantar çorbaları yer alıyor. Tüketilen hazır çorbaların yüzde 87’sini klasik çorbalar oluştururken, yüzde 9’unu ise yöresel çorbalar oluşturuyor.

Dünyada hazır çorba pazarı oldukça hareketli ve yoğun rekabet içinde. Aslında Türkiye’den farklı bir segment uygulaması var. Son dönemde Türkiye’de hazır kemik suyu markaları öne çıktı. Bu da dünyadaki benzerlerinden esinlenildiğini düşünüyorum. Buna göre, küresel çorba pazarı susuz, hızlı, soğutulmuş, dondurulmuş, UHT ve diğerleri formunda farklı segmente ayrılmıştır. Satış yönüyle de pazar konserve çorbaya ve kurutulmuş çorbaya ayrılmıştır. Kurutulmuş çorbaya olan talep, konserve çorba tüketmedeki sağlık endişeleri nedeniyle, özellikle tüm koruyucularla birlikte, konserve çorbaya göre daha fazla oranda satılıyor.

 

Küresel hazır çorba pazarı

 

Pazarın 2018-2023 döneminde yüzde 2,9 büyümesi bekleniyor. Hazır yiyeceklere olan talep, çorba pazarının büyümesini sağlayan en önemli faktörlerden biridir. Küresel hazır çorba pazarının, 2016 yılında toplam 9,2 milyar ABD doları gelir elde ettiğini de hatırlayalım.

Önce, Ajinomoto liderliğindeki Japonya’ya bakalım ve ardından Avrupa’daki ve Amerika’daki rakamları paylaşalım.

“Japon tüketici ile bizim çorbaya bakış açımız farklı. Onlarda içinde noodle, makarna, karides gibi ekstra malzemeler olan zengin içerikli çorbalar var. Çünkü onlar çorbayı bizim gibi ana yemeğe giriş değil, çoğunlukla ana yemeğin kendisi olarak tüketiyorlar.

Bir dönem Japonya’da çorba pazarı büyümeleri düştü. Çorba pazarını tekrar büyümeye geçiren 2 etken var. İlki, Japon mutfağına uzak olan ekmeğin, yavaş yavaş tüketicilerin sofrasında yer bulmaya başlaması ve böylece çorbaya katık olması. İkincisi ise Ajinomoto tarafından çorbalar için yeni bir tüketim okazyonu yaratılması ve kahvaltıda kolayca hazırlanıp içilebilecek çorbaların lansmanı ve seneler süren iletişimi ile artık Japonlar kahvaltıda da çorba içiyor”.

 

Avrupa’da ve Amerika’da durum ne?

 

Avrupa’ya baktığımızda ise rakamlar katlanıyor:

“2018 yılı için Euromonitor verilerine baktığımızda, dolar bazında Japonya çorba pazarı Türkiye’ye göre 25 kat daha fazla ciro yapıyor. Yakınımızdaki İtalya 5 kat, İspanya ve Almanya 6 kat, Fransa 9 kat, İngiltere ise 10 kat büyüklüğünde çorba pazarı cirolarına sahip bulunuyor. Bu da Türkiye’deki pazarın potansiyeli konusunda başka bir önemli göstergedir”.

ABD çorba pazar büyüklüğünün 2016 yılında 6,8 milyar ABD doları olduğu tahmin edilmektedir. Sağlık konusundaki farkındalık nedeniyle organik çorbalara yönelen talebin, sanayi üzerinde olumlu bir etki oluşturması bekleniyor.

ABD’deki perakende konserve ve paketli sulu çorba satışlarının yaklaşık yüzde 59’unu Campbell tarafından gerçekleştiriliyor. Şirket, farklı markalar altında geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Sektörün diğer oyuncuları ise ConAgra, Kraft Heinz, Nestle, Nissin ve Unilever olarak sıralanıyor.

Dikkat ederseniz, bu markaların (Unilever’in Knorr markası hariç) hiçbiri henüz Türkiye’ye girmedi.

ABD’deki çorba sanayi için 2018’den 2025’e kadar ancak yüzde 1,5’lik bir büyüme tahmin ediliyor. Asıl büyümenin Asya’dan gelmesi öngörülüyor.

Amerika’da pazarın dinamizmini sağlayan şartlardan biri de ünlü otel zincirleri ve HORECA sektörüdür. Türkiye’de bu alanda rekabetin yeni başladığını söyleyebiliriz.

Hazır çorba sanayi, hazır yemek sanayiini de tetiklediğini düşünüyorum. Amerika’da gıda standartlarına yönelik yasal düzenlemeler artıyor, gıda güvenliğine yönelik benzer düzenlemelerle Türkiye’de de sektörün çift haneli büyümesi uzak bir hedef olmayacağını düşünüyorum.

    Yorum Ekle

    Ad soyad

    Ceynak