Tarih : 17.04.2018 - 09:08

Dijital ortama daldık, yüz yüze görüşmeye hasret kaldık

Lipton’un Türkiye’nin 12 ilinden 800 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği “Konuşalım Artık Araştırması” sonuçlarına göre dijital ortamlarda iletişimin artmasına rağmen hala yüz yüze iletişim daha değerli bulunuyor. Araştırmaya katılanların %92’si yüz yüze iletişimi “daha gerçek, kaliteli ve tatmin edici” olarak tanımlarken, insanların artık yeterince sohbet etmediğini de söylüyorlar. “Paylaşmak” kelimesi ise insanlar arası paylaşımlardan çok “sosyal medyada içerik paylaşımı” olarak algılanıyor.

Dijital ortama daldık, yüz yüze görüşmeye hasret kaldık

Tüm dünyada çay tutkunlarının vazgeçilmezi olan Lipton, “hayatı fark et” platformu altında hazırladığı ve yakın çevremizdeki insanlarla kurduğumuz iletişimin hayatımıza kattığı değere vurgu yaptığı “Konuşalım Artık” kampanyasıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Lipton bu kampanya kapsamında gerçekleştirdiği araştırma ile de Türkiye’nin iletişim alışkanlıklarına daha yakından bakıyor. Türkiye’de 12 ilden 800 kişinin katıldığı araştırma sonuçları, internette daha çok paylaşımda bulunsak da hala yüz yüze iletişimi daha değerli bulduğumuzu ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların %92’si yüz yüze iletişimi daha “gerçek”, “kaliteli” ve “tatmin edici” olarak tanımlarken 10 kişiden 9’u ise yüz yüze iletişimin azaldığını ifade ediyor. Araştırmanın katılımcıları yüz yüze iletişimi azaltan unsurlar arasında artan sorumluluklar, hayatın hızlı temposu ve şehirleşmeyi gösteriyor.  Bu nedenlerin arkasında ise zamansızlığın ve sosyal medyanın hayatımızdaki insanlarla temasta kalmayı kolaylaştırmasının yer aldığını belirtiyor. 10 kişiden 8’i aile fertleriyle iletişim kurmak için kaliteli zaman ayıramadığını, aynı ortamda çalışan insanların ise paylaşımlarının sınırlı olduğunu ifade ediyor.

 

Yüz yüze iletişim eksikliği sosyal bağları zayıflatıyor

 

Katılımcılar fiziksel yakınlığın güven ve mutluluk hissi verdiğini söylerken 10 kişiden 9’u iletişimin azalmasının yalnızlık hissini artıracağını, samimi sohbetlerin ise hayatı zenginleştirdiğini ifade ediyor. Katılımcılara göre “paylaşmak” kelimesi daha çok “sosyal medya üzerinden bir şeyler paylaşmak” olarak anlaşılıyor.

 

“Sosyal bağların kalitesi” ve “yalnızlık” dünyanın gündeminde

 

 

Sosyal bir varlık olan insanların günümüzde kurdukları sosyal ilişkilerin ve bağların kalitesi ve doyuruculuğunun yanı sıra bu alandaki eksikliklerin yarattığı yalnızlık duygusu dünyanın gündeminde yer alıyor. Bu sebeple de insanların çevre ile kurduğu bağlara ve iletişimin hayatları üzerindeki etkisine odaklanan pek çok araştırma gerçekleştiriliyor. Anlamlı ve yüz yüze iletişim eksikliği insanlarda yaygın bir şekilde “yalnızlık” duygusu uyandırıyor. Yalnızlığın hayatımızdaki insan sayısının azlığıyla ilgili olmadığının, kalabalık hayatlar yaşarken de sosyal bağların zayıflığı nedeniyle yalnız hissedebileceğimizin altını çizen uzmanlar, bu durumun fiziksel sağlığı da etkileyebileceğini söylüyor.

 

Prof. Dr. Üstün Dökmen: “Sosyal medya çok etkili bir iletişim aracıdır; ancak telefonla görüşmek veya yüz yüze görüşmek de en az bu kadar etkili bir yoldur.  Çünkü yüz yüze iletişimde daha zengin duygu alışverişinde bulunabiliriz.”

 

İletişim kurmanın insanlığın yaşam kalitesini artıracağını ifade eden psikolog, yazar ve eğitimci Prof. Dr. Üstün Dökmen, “İletişim karşılıklı bir etkileşim sürecidir. Etkili iletişim bireyin kendisini tanımasına, tutumlarının farkında olmasına olanak sağlar. İnsanlar sorunlarını ancak iletişim ortamlarında fark edebilir ve çözerler. Yani iletişim kişinin bireysel anlamda gelişmesinin anahtarlarından biridir” dedi. Yeni teknolojilerin hızla geliştiğine ve farklı iletişim platformları sunduğuna da dikkat çeken Dökmen, sözlerine şöyle devam etti: “Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insan insana iletişim gelişiyor ancak bir yandan da yüz yüze iletişim geriliyor. Sürekli çevrim içi olsak da derinliği olan paylaşımlarımız azalıyor. Oysa ki mutlu olmamızın temelinde yatan en önemli faktörlerden biri ise çevremizdeki insanlarla aramızdaki tatmin edici ilişkiler. İnsanlarla bir arada oldukça konuşuyor, kafa kafaya verip fikir alışverişinde bulunuyor ve bilgiler ediniyoruz; yani gerçek anlamda zenginleşiyoruz. Kurduğumuz sosyal ilişkilerin ve insanlarla aramızdaki bağların hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımızı etkilediğini unutmamamız gerekiyor”.

 

Lipton’un DNA’sında “sosyalleşmek” olduğunu vurgulayan Lipton Pazarlama Direktörü Gamze Öztoygar Masia, Konuşalım Artık Araştırması’nı da bu sebeple gerçekleştirdiklerini ifade etti: Günlük telaşlar arasında farkında olmadan çok az iletişim kuruyor, çok az gerçek paylaşımda bulunuyoruz. Oysa ki hayatımıza değer katan anlar sevdiklerimizle bir araya geldiğimizde kurduğumuz bağlarda ve paylaştıklarımızda saklı. Yaptığımız araştırma ile bu iç görümüzün toplumsal olarak da karşılığı olduğunu bir kez daha gördük. İletişim yaptığımız işin bir parçası çünkü çay insanları birleştiren, sohbetlere ortam sağlayan bir aracı. Biz bu sebeple insanlara hayatlarına anlam katan anların ve tecrübelerin daha fazla farkına varmaları için ilham vermeyi amaçlıyoruz. Bu yıl iletişim platformu olarak belirlediğimiz ‘hayatı fark et’ çatısı altında gerçekleştirdiğimiz #KonuşalımArtık kampanyasıyla herkesi bu değerli anlara daha fazla odaklanmaya, daha fazla paylaşımda bulunmaya çağırıyoruz.”

 

“Konuşalım Artık Araştırması” Hakkında

 

SOR (Samimi & Ortalan Research) tarafından derinlemesine görüşmeler sonucunda hazırlanan Lipton “Konuşalım Artık Araştırması”, Aralık 2017-Ocak 2018 tarihleri arasında İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Samsun, Gaziantep, Erzurum, Kayseri, Malatya, Tekirdağ ve Trabzon’da 18 yaş üzeri 400 kadın ve 400 erkek katılımcı ile yapılan online görüşmeler sonucunda hazırlanmıştır.

 

Üstün Dökmen'den Öneriler: 

 

1.      Sofradayken sosyal medyaya değil yemeklere ve sofradaki yakınlarımıza odaklanmalıyız.

2.      Ne söylediğimiz kadar nasıl söylediğimiz de önemlidir.

3.      Aile için önemli bir konuyu nerede konuşacağımız da önemlidir. Trafikte konuşmak da mümkündür, birlikte yiyip içererek bir sohbet ortamında konuşmak da mümkündür.

4.      İzlediğimiz bir filmi, tiyatro oyununu, okuduğumuz bir kitabı arkadaşlarımızla da paylaşabiliriz.

5.      İş arkadaşlarımızla e-postayla veya telefonla iletişim kuruyoruz ancak arada bir de olsa içeceğimizi alarak onların yanına gidebiliriz.

6.      Sevdiklerimiz için güzel sofralar kurup, güzel anılara ev sahipliği yapabiliriz.

7.      Konuşarak çözülecek bir sorun olduğunu düşünüyorsak, dostlarımızı bir şeyler yiyip içmeye davet edebiliriz.

8.      Bir arkadaşımıza öfkeli bir mesaj yazdıktan  5-10 dk sonra mesajı tekrar okuyabiliriz.

9.      Toplantılar yalnızca işyeri için gerekli değildir. Evlerde de sorunların konuşulduğu toplantılar yapılabilir.

10.  Çekirdek aile olarak mümkün olan her fırsatta bir araya gelebiliriz. Akrabalarımızı da içeren büyük ailemizle ise yılda en az bir kere bir araya gelebiliriz.

11.  Başkalarına gülümsediğimizde onlar da bize gülümseyecektir.

12.  Sevdiklerimizle selamlaşabiliriz, konuşabiliriz zaman zaman da onlara sarılabiliriz.

13.  Karşımızdaki kişiyi aktif olarak dinlemeye çalışabiliriz. Aktif dinlemek, dinlerken ara ara göz teması kurmak ve mimiklerimizle dinlediğimizi ifade etmektir.

14.  Sohbet sırasında karşımızdakiyle empati kurmanın yollarından birisi de, aşağı yukarı onunkine benzer vücut pozisyonunu almaktır.

15.  Sohbet ederken karşımızdakinin biraz olsun kendisinden söz etmesine fırsat tanımalıyız.

16.  Bir iletişim ortamında ‘şimdi ve orada’ olmalıyız Gözlerimiz ufka, zihnimiz başka olaylara bakmamalı.

17.  Tek tip beslenmek şüphesiz ki sağlıksızdır. Tek tip iletişim de sağlıksızdır. Soframızı ve iletişim tarzımızı zenginleştirmeliyiz. Bazen e-posta, mektup, kartpostal yazabiliriz, bazen telefonla konuşabiliriz, bazen de yüz yüze iletişim kurabiliriz.

    Yorum Ekle

    Ad soyad

    Ceynak