Tarih : 13.04.2019 - 11:15

Akbank Sanat'tan yeni sergi: "İnsanın Yeni Gündemi"

Akbank Sanat, 13 Nisan- 25 Mayıs 2019 tarihleri arasında yeni medya ve dijital sanata odaklanan ‘İnsanın Yeni Gündemi/The New Human Agenda’ başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.

Akbank Sanat'tan yeni sergi: "İnsanın Yeni Gündemi"

Işın Önol ve Livia Alexander küratörlüğünde gerçekleşecek sergide; Japon Medya Sanatları Festivali’nde New Face Ödülünü ve 2015 Ars Electronica Golden Nica ödüllerini alan Alex Verhaest, Gäetan Robillard, 2019 Venedik Bienali’nde Danimarka Pavyonunda eserleri sergilenecek Larissa Sansour, 2017 Jerwood/FVU Ödülü ve 2015 Dazed Emerging Artist Ödülü sahibi Lawrence Lek, Tribeca Storyscapes Award! ve VR Arles Festivali En İyi Film ödüllerini alan Marshmallow Laser Feast, Microsoft Research’s Best Vision Award, German Design Award, UCLA Art+Architecture Moss Award, University of California Institute for Research in the Arts Award, SEGD Global Design Award ve Google’s Art and Machine Intelligence Artist Residency Award ödüllerinikazanan Refik Anadol ve 2015 TANC Asia Prize Outstanding Contribution Award, Unity Awards 2013 Best VizSim Project, The 14th Japan Media Arts Festival gibi ödüllerin sahibi teamLab’in eserleri yer alıyor.

 

İnsanın Yeni Gündemi, insan zihni, onun becerileri, güdüleri, sosyal ve doğal besin zincirleri içindeki konumlanışı ve bununla nasıl baş ettiği gibi insana dair sorular üzerine spekülatif sanatsal ve bilimsel araştırmalar içeriyor. Yuval Noah Harari’nin ilham verici (ve çok satan) kitabı “Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi” içinde bir bölümden adını alan sergi, insanın olası geleceğinin tasarımı ve bundan sonra çabasının ne için olacağı gibi temel bir konuyla ilgileniyor.  Sergi bu bağlamda insanın küresel politik arena içindeki güç savaşı ile ilgilenmekle kalmıyor, dijital sanat teknolojilerinin ve insan davranışını temel alan sosyal medya ve bilgisayar oyunları gibi bilgisayar tabanlı platformların, mevcut güç mekanizmalarını anlamak ve dönüştürebilmek için nasıl kullanılabileceğine dair sorular soruyor.

 

Yeni teknolojilerin desteğiyle katılıma ve oyuna davet eden ve dijital alanın izleyiciyi içine alan tasavvur olanaklarını kullanarak üretilen işler; tüm araçlarıyla besin zincirinin en üst halkasına oturmuş olan ve dünyaya hükmeden insanın, istikrarlı sosyal sistemler inşa etmek, kendi türü ve diğer türlerle küresel çevre içinde bir arada var olmanın sürdürülebilir koşullarını oluşturabilmek konusundaki sarih yetersizliklerini de ele alıyor.

 

“İnsanın Yeni Gündemi / The New Human Agenda” sergisine söyleşi, atölye ve performanslar da de eşlik edecek.

 

AKBANK SANAT SERGİ ETKİNLİK PROGRAMI

TARİH

SAAT

ETKİNLİK

13 Nisan 2019 Cumartesi

15.00-16.00

KÜRATÖRLÜ SERGİ TURU: IŞIN ÖNOL

20 Nisan 2019 Cumartesi

19.00 - 20.00

KONUŞMA:ERSİNHAN ERSİN (MARSHMALLOW LASER FEAST)

26 Nisan 2019 Cuma

18:30  -19.30

WORKSHOP: ANDREAS "MUK" HEIDER "YENİ MEDYA ENSTALASYONLARINDA HAREKET ALGILAMA VE OYUN KONSOLU UYGULAMALARI"

3 Mayıs 2019 Cuma

18:30 - 19:30

WORKSHOP: OZAN TÜRKKAN "DİJİTAL MEDYA’DA AÇIK KAYNAK"

16 Mayıs 2019 Perşembe

19:00 - 20:00

LIAM YOUNG "CITY EVERYWHERE: IN THE LANDSCAPE OF TECHNOLOGY"

18 Mayıs 2019 Cumartesi

18:30 - 19.30

KONUŞMA: ALEX VERHAEST

 

Sergi Akbank Sanat ana sponsorluğu ile Ankara, Antalya ve Sakarya olmak üzere 3 şehirde üniversite öğrencileriyle buluşacak:

 

‘Kampüste Dijital Sanat’ günleri kapsamında sergi, Akbank Sanat ana sponsorluğunda, Digilogue ve BASE işbirliğinde ODTÜ, Sakarya Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesi’nde öğrencilerle buluşacak. Dijital sanat alanında eserler veren uluslararası ve Türk sanatçıların çalışmalarını kampüslerde sergileyerek, üniversite öğrencilerinin gelişen bu yeni sanat alanı hakkında fikir sahibi olmalarını amaçlayan ‘Kampüste Dijital Sanat’, bu alanda genç sanatçılarımızın çıkışına da ilham olmayı hedefliyor.

18 – 25 Nisan 2019 tarihleri arasında ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde, 29 Nisan- 3 Mayıs 2019 arasında Sakarya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde, 7-15 Mayıs tarihlerinde ise Antalya Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Olbia Sanat Galerisi’nde izleyicilerle buluşacak olan sergilere söyleşi ve atölyeler de eşlik edecek.

Üniversiteleri dolaşacak seçkide Alex Verhaest, Candaş Şişman, Gäetan Robillard,  Lawrence Lek, Marshmallow Laser Feast, Ozan Türkkan, Refik Anadol ve teamLab’in eserleri öğrencilerle buluşacak.

 

SERGİ HAKKINDA ÖN BİLGİ:

ALEX VERHEAST

Temps Mort / Idle Times (2011 – 2015)

Atıl Zamanlar

Akşam Yemeği Sahnesi / Dinner Scene

Karakter Çalışmaları / Character Studies

Masa dekorları /Table Props

Interactive Video Installation İnteraktif Video Yerleştirme

Sanatçının İzniyle Courtesy of the Artist

Alex Verhaest’in yakın tarihli, çok yönlü işi Temps Mort/Atıl Zamanlar, günümüzde ağlardan oluşan iletişim ortamını Kuzey Rönesansı’nın hümanist geleneği ile ilmek ilmek örererek, sosyal medya kullanırken geçirdiğimiz zaman ve zamanın yetersizliği ile kurduğumuz, her daim değişiklik gösteren ilişkisi üzerine bir yansıma oluşturuyor. Eşzamanlı bir şekilde, yas tutamadıklarını ya da bir kayıpla olması gerektiği gibi baş edemediklerini anlayan ve bu olaya bağlı olarak kendilerini belirli sübjektif bir konumla bağdaştıran bu ailede, ortada olmayan bir aile babasının intiharının etkisi bir portre serisiyle izleyiciye aktarılıyor.

Akşam Yemeği Sahnesi’nde, ölmüş babanın evlatları anlatıcı “Angelo”nun etrafında toplanır ve babalarının kaybını duymadan önceki ve sonraki anlar resmedilir. Ruhsal bir arafta sıkışıp kalan ailenin, derin bir psişik tıkanıklığa sebep olan duygusal karmaşası, bir dizi kasvetli monologla dışa vurulur. İzleyecenin ilk bakışta hareketsiz bir çalışma olduğu yanılgısına kapıldığı bu video, ziyaretçiler “Peter”ın  duvarda yazılı olan cep telefonu numarasını aradıklarında aktif olur.

Temps Mort/Atıl Zamanlar’ın metni, ortada görünmeyen bir babanın intiharı ve kişilik katli ile ilgili bir çalışma serisinin, aile bireylerinin birbirleriyle iletişimlerini devam ettirme ve bu trajik olayla başa çıkma konularındaki yetersizliklerinin anlatımında bel kemiği niteliğindedir. Atıl Zamanlar’ın kahramanları; ‘yas’ akrabaları (Hélène, Dolores, Peter ve Madeleine) ve anlatıcı (Angelo) dahil olmak üzere beş  Karakter Çalışması ile tanıtılıyor: Hayatta kalan akrabaların kendi içlerinde yaşadıkları duygusal mücadeleyi ve kendilerinden beklenen tutumu benimsemedeki yetersizliklerini gösteren bir dizi portre.

 

Hélène ağlamak üzeredir ama ağlamaz. Zorunda olduğu için mi ağlamaya çalışıyor yoksa toplum ondan bunu beklediği için mi? Dolores hamiledir ve merhum babanın ilk torununu doğurmak üzeredir. Onun portresi; kurtuluşu, ümidi, hayal kırıklığını ve korkuyu dengeleyen bir ruh halini ortaya koyuyor.

 

Karakter Çalışmaları aynı zamanda portrenin resimsel, tarihsel ve psikolojik açılardan potansiyelini araştıran bağımsız işler olarak da karşımıza çıkar. Bir yandan kahramanlar zamansız hatta belki fütüristik ve paralel bir evrende varlıklarını sürdüyorken diğer yandan eserlerin estetik unsurları eski ustaların elinden çıkmış resimlere atıfta bulunur (Büyük Cranach gibi) ve bu eserler için kullanılan teknolojiye, veri taşıyıcılarına (IPadler) karşı bir zıtlık oluşturur. Eserlerin bu geçici yönlerinin birleşimi, çalışmalara evrensel ve zamansız fakat çağdaş bir boyut kazandırır.

 

Karakter Çalışmaları’nın bu sanat tarihi boyutu yine beş eserden oluşan başka bir çalışma serisinde de bulunmaktadır: Masa Dekorları. Her bir karakter çalışması bir (sözde) masa dekoruna karşılık gelir. İlk görüşte bu eserler bize Pieter Claesz ve Willem Claesz Heda’nın klasikleşen natürmortlarını hatırlatıyor. Kırık bir tabak, devrilmiş bir bardak, ekmek kırıntıları ve yemek artıkları ölümü çağrıştıran bir sahne gibi, masadan telaşla kalkıldığı izlenimi veriyor. Daha yakından incelendiğinde, her bir masa dekoru kelimenin tam anlamıyla canlı bir tablo, başı ve sonu olmayan belli belirsiz bir video döngüsü. Masa Dekorları, Atıl Zamanlar’ın kahramanlarının ve bu kahramanların ruh hallerinin mecazi temsilleri olarak işlev görüyor. Burada yine, çağdaş teknoloji ve klasik temaların birleşmesi, göreni yabancılaştıran, tarihsel yanılgı yaratan bir görselliğe yol açar.

 

Alex Verhaest, sinema sanatlarında etkileşim ve duyarlılık olasılıklarını araştıran bir film yapımcısıdır. Her filminin temelini nesnelerden, videolardan ve etkileşimli videolardan oluşturduğu sinemaya özgü yerleştirmelere dayanan, hali hazırda var olan veya yeni yazılmış geniş açıklamalar içeren senaryolar oluşturuyor. Eserleri; resimlerin, video oyunlarının ve sinemanın birlikte  var olmaları üzerine kurulu olan Verhaest, her yeni filmde Nintendo sonrası toplumlarda çoklu ekranlarda film yapmanın ne anlama geldiği konusunu irdeliyor.

Varhaest’in işlerinin sergilendiği bazı uluslararası platformlar şöyle; Grimm Galeri, FILE elektronik festivali, New Technology Art Award, TAZ Oostende, Arts Festival Watou, Akzo Nobel koleksiyonu. Japon Medya Sanatları Festivali’nde New Face ödülüne ve 2015 Ars Electronica Golden Nica ödüllerine layık görüldü.

 

GAËTAN ROBILLARD

En recherchant la vague Dalgayı Ararken

Video, 6'11'', HD Format HD projeksiyon, 16:9, Renkli, Stereo Ses, 2013

Video,  6'11'', HD Format, 16:9, Color, Stereo Sound, 2013

Sanatçının izniyle Courtesy of the Artist

 

Dalganın İzinde, Fransız Guyanası’nın sürgün yeri olarak bilinen Şeytan Adası’nda mahkûm olan Henri Charriere’nın adadan kaçışını planlayabilmek için okyanusun dalgalarının hareketine aşinalık kazanabilmek adına temel hesaplama tekniklerini kullandığı hikâyeden esinlenmiştir.

Bilgisayar simülasyonu, Şeytanın Adası’nın çevresini, denizin dibine yayılmış ızgaralar ve sonsuz hareket halinde milyonlarca parçacıktan oluşan pikselli dalgalar şeklinde betimler. Bu önemli görsel bileşenler, dünyayı sürekli olarak haritalandırabilen ve düzenleyebilen hesaplama kurgularına bağlı olarak şimdilerde yaygınlaşan bir estetik anlayışa iştirak eder. Özellikle görünür dijital protez biçimleriyle birleşerek, gelişmekte olan zamansal-uzamsal ilişki kavramları bu imajları üretmek için kullanılan süreçlerden ayırt edilemez hale gelir.

 

Sanatsal yaklaşımında Gaëtan Robillard, enstalasyonlar ve süreç görüntüleri üretiyor. Alan, çizim ve canlandırma pratiğine paralel olarak, altmışlı yetmişli yılların üretken estetiğinde yazılım çalışmalarını içeren teorik alanı araştırıyor. Bilim, matematik, araştırma ve tarih eserlerinde sıkça işlediği eleştirel alanlardan. Eseri, algoritmik deneyimlerden dilin araştırılmasına ve çağdaş peyzajın teftişine bilgisayımsal kültürü ve çevresel dönüşümü gündeme alıyor.

 

2007’den bu yana, sanatçının  çalışmalarının sergilendiği mekânlar arasında, Bard Hessel Müzesi (NewYork), Pearl Sanat Müzesi (Şanghay), Palais de Tokyo (Paris), Konrad Lorenz Institute (Viyana), Pompidou Center (Metz), Lyon Bienali, FID Film Festivali (Marseille), Le Laboratoire (Paris), A Lanntair Sanat merkezi (İngiltere) yer alır.

 

LARISSA SANSOUR

In the Future, They Ate From the Finest Porcelain (2015)

Gelecekte, En İyi Porselenden Yemek Yediler

Video, 29’, Larissa Sansour ve Søren Lind

Sanatçının izniyle Courtesy of the Artist  

In the Future They Ate From the Finest Porcelain isimli çalışma bilim-kurgu, arkeoloji ve siyasetin kesişim noktasında yer alır. Canlı hareketi bilgisayarda üretilen görüntüyle birleştiren film, mitin; tarih, olgu ve ulusal kimlik üzerindeki rolünü araştırıyor.

 

Öyküsel bir direniş grubu, tamamen kurgusal bir medeniyete ait olduğu öne sürülen, porselenlerin saklandığı yeraltı depoları yaparlar. Amaçları tarihi etki altına almak ve ellerinden kayıp giden toprakları üzerinde gelecekte söz sahibi olabilmektir. Bu sofra takımı bir kez ortaya çıkarıldığında, bu sahte insanların varlığını ispatlayacaktır. Kendi efsanesini gerçekleştirerek, işleri fiilen bir ulus yaratan tarihsel bir müdahale haline gelir.

Film bir kurgusal video denemesi biçimini alıyor. Bir psikiyatr ile öyküsel direniş grubunun kadın lideri arasındaki röportajı temel alan bir konuşma, grubun eylemlerinin arkasındaki felsefeyi ve fikirleri ortaya koyuyor. Liderin, gerçeğin, tarihin ve belgeciliğin yapısal açıdan temeli olarak aldığı mit ve kurgu üzerine düşünceleri şiirsel ve bilim kurgu temelli görsellere dönüşür.

 

Film devam ettikçe, anlatı ve görseller teorik ve kişisellik arasında değişir. Hikaye izleyiciyi gittikçe direniş liderinin bilinçaltının derinlerine sokarken, direniş liderinin vefat eden ikiz kız kardeşinin sahneye çıkması önemli bir nokta olarak karşımıza çıkıyor. Filme ilave olarak, projede bir fotoğraf serisi ve porselen yerleştirmesi bulunuyor.

 

 

Doğu Kudüs doğumlu Larissa Sansour, Kopenhag, Londra ve New York’ta Güzel Sanatlar okudu. Disiplinlerarası çalışan Sansour, film, fotoğraf, yerleştirme ve heykel üzerine çalışıyor.

Solo sergilerinin arasında Bluecoat (Liverpool), Chapter (Cardiff), New Art Exchange (Nottingham), Nikolaj Kunst (Copenhagen), Turku Art Museum (Finland), Wolverhampton Art Gallery, Kulturhuset (Stockholm) ve DEPO (İstanbul) sergileri sayılabilir.

 

Sansour’un işleri İstanbul, Busan ve Liverpool bienallerinde yer aldı. Tate Modern, Centre Pompidou, LOOP, Barbican, Al Hoash, Queen Sofia Müzesi, Centre for Photography, Cornerhouse, Townhouse, Maraya Sanat Merkezi, Sharjah, Empty Quarter, Jeu de Paume Ulusal Galerisi, Iniva, Institut du Monde Arabe, 3. Guangzhou Trienali, Louisiana Çağdaş Sanat Müzesi, House of World Cultures ve MOCA gibi sanat platformlarında eserleri sergilendi.

 

LAWRENCE LEK
2065

Hd Video, surround sound, 5’, 2018

HD Video, çoklu ses, 5’, 2018

© Lawrence Lek, Sanatçı ve Sadie Coles HQ, London İzniyle

Lawrence Lek, courtesy the artist and Sadie Coles HQ, London

 

2065, Singapur, Malezya ve Hong Kong'daki çeşitli lokasyonları simüle eden, oynayanları sanal bir adaya yerleştirilmiş beş bölge arasında ışınlayan bir “açık dünya” video oyunudur. Eser, insanlığın en nihayetinde yaratıcı görevleri bile robotlara devrettiği bir zamanda yapay zekanın ilerleyişinin olası etkilerini yorumluyor.

Tüm insanlar için yapılacak tek iş olarak oyun oynamanın kaldığı, her yere hakim bir şirket tarafından kontrol edilen bir dünyada Lek, oyunculardan giderek teknoloji ile yönlendirilen bir dünyanın, gerçekliğin ve taklidin bir anda bir bütün olmasının ve insanların ekranlarının önünde düzgünce otururken bu insan yapımı manzaralarda kaybolmasının sonuçları üzerine düşünmesini istiyor.

Lawrence Lek, sanal gerçeklik ve simulasyon alanlarında işler çıkaran filmyapımcısı ve müzisyen ve sanatçıdır. Oyun yazılımı, 3B animasyon, yerleştirme ve performansı kullanarak mekana özgü sanal dünyalar ve spekülatif filmler yaratıyor. Çoğunlukla gerçek ortamları kurgusal senaryolarla tasvir eden sanatçının ‘mekan’ları, sanallığın yaratıcılığın politikası üzerine etkisini yansıtıyor.

Sanatçının son dönemde imza attığı projelerden bazıları şöyle; 2065; Play Station, Art Night London (2017); Hyperpavilion, Arsenale Nord Venedik (2017); The New Normal, UCCA, Beijing (2017); Glasgow International, Tramway, Glasgow (2016); SeMA Biennale Mediacity Seoul 2016, Seoul Museum of Art, Seoul (2016); Missed Connections, Julia Stoschek Collection, Dusseldorf (2016); Secret Surface, KW Institute for Contemporary Art, Berlin (2016).

Lek 2017 Jerwood/FVU Ödülü’ne ve 2015 Dazed Emerging Artist Ödülü’ne layık görüldü.

 

MARSHMALLOW LASER FEAST

ITEOTA (Bir Hayvanın Gözünden In the Eyes of the Animal)

Çok kanallı video, 5’ Multichannel video, 5’, 2016

Sanatçının izniyle Courtesy of the Artist

 

Bir Hayvanın Gözünden, Kuzey İngiltere’de bulunan Grizedale Ormanı’nda kaydedilmiş ses kayıtları eşliğinde, ormanı, gökyüzünden süzülen bir kuşun, bir kütükte duran yusufçuğun ve bataklıktaki bir kurbağanın gözlerinden görmemizi sağlayarak bizi insani sınırlarımızın ardında yatan gerçekliği düşünmeye davet ediyor. Kızıl tonlarında, daha yüksek karbondioksit yoğunluğu resmeden bir renk paleti yaratan ağaçlar, kızılı yutarak nefes alıyor ve daha donuk bir renk paletiyle dışarıya oksijen veriyor. Bir Hayvanın Gözünden, diğer memelilerin optik bilgileri nasıl işlediğine ışık tutar ve insanların ormanı görsel olarak algılayışları konusunda derinlemesine düşünme şansı verir.

Marshmallow Laser Feast, dünyanın önde gelen kapsayıcı sanat kolektiflerinden biridir. Çalışmaları, bizi çevreleyen gizli doğal güçleri aydınlatır ve katılımcıları günlük deneyimlerinin ötesinde duyusal bir algı ile gezinmeye davet eder. İnşa edilen bu alanlarda, bilinen fiziksel dünya ortadan kaldırılır, ve böylece, görünmez olan ağ örgüleri, dünya üzerindeki yaşam için esas olan ve bir zamanlar ulvi sayılan süreç ve sistemler, araştırmaların da desteği ile açığa çıkarılır.

Çağdaş görüntüleme tekniklerini dokunsal formların performansıyla birleştirerek, eğlenceli bir keşifle canlandırılana dek hareketsiz kalan alanları şekillendiriyorlar. MLF’nin işleri, izleyiciyi soyut bir dünyaya yerleştirir ve onları bu dünyayı hem bireysel hem de kolektif olarak daha da var etmeye, öncelikli edilgen düşünce üzerine deneyime davet eder. Daha geniş bir galeri, önümüzde uzanan dijital ormanın büyüklüğünü ortaya çıkaracak şekilde yaymadan önce geniş projeksiyon ekranlarıyla izleyiciyi ortamın kalbinde karşılayarak daha katmanlı bir tutulmaya yol açar.

 

REFİK ANADOL

Memoirs from Latent Space - Study I, 2018

Saklı Mekandan Anılar - Çalışma I, 2018

Yapay Zeka Algoritmaları verilerinden resim ve heykeller / AI Data Paintings and Sculptures

Sanatçının izniyle / Courtesy of the Artist

 

Saklı Mekândan Anılar – Çalışma I, bir makinenin zihnindeki alanı araştırarak hafıza ile hayal, farkına varma ile algılama arasındaki ilişkinin keşfine çıkan üç eserin bir araya gelmesinden oluşuyor. Bu yapılar koleksiyonu, makine zekasından faydalanarak, görünürde bilinmez olanı aydınlatmayı amaçlıyor. Anadol bu çalışmada dokuz mimara ve on bir farklı tarihi döneme ait binaların 1.2 milyon adet görselinden oluşan bir mimari fotoğraf hafızası üzerine bir sinir ağı üretiyor. Üretilen bu yapay mekân, hayale dayalı olmasına rağmen insan gözü tarafından ayırdına varılabilir nitelikte ve bu sayede, olası geleceklere ve saklı geçmişlere dair bir düş manzarası resmediyor.

Yeni medya sanatçısı, yönetmen ve tasarımcı Refik Anadol, 1985 yılında İstanbul'da doğdu. Lisans eğitimini İstanbul Bilgi Üniversitesi Fotoğraf ve Video Programı'nda tamamlayan Anadol, aynı üniversitenin Görsel İletişim Tasarımı Programı ile University of California, Los Angeles (UCLA) Design Media Arts’ta yüksek lisans eğitimini tamamladı. Aynı zamanda UCLA’nın Tasarım Medya Sanatları bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışan Anadol, Los Angeles, California’da yaşıyor.

 

Parametrik verilerle üretilen ve büyük boyutlu canlı sesli/görsel yerleştirme yaklaşımıyla mekana özgü kamusal sanat alanında çalışmalar yapan sanatçının eserleri yapay zeka aracılığıyla özellikle mimari ve medya sanatları arasında melez bir ilişki yaratarak dijital ve fiziksel varoluşlar arasındaki alan keşfediyor. Antilop’un kurucularından ve yaratıcı yönetmenlerinden birisi olan Refik Anadol’un eserlerinin sergilendiği başlıca ikonik kent simgeleri, müzeler ve festivaller;

 

Walt Disney Sergi Salonu (ABD), Hammer Müzesi (ABD), Uluslararası Dijital Sanatlar Bienali Montreal (Kanada), Ars Electronica Festivali (Avusturya), l’Usine | Genève (İsviçre), Arc De Triomf (İspanya), Zollverein | SANAA’s School of Design Binası (Almanya), santralistanbul Çağdaş Sanat Merkezi (Türkiye), Outdoor Vision Festivali SantaFe New Mexico (ABD), Istanbul Tasarım Bienali (Türkiye), Sydney City Art (Avustralya), Lichtrouten (Almanya).

 

 

teamLab

Geçici Hayat Impermanent Life, 2017

Dijital eser, 4 kanal, 10’ (loop)

Digital Work, 4 channels, 10’ (loop)

Sanatçı ve Ikkan Art International Pte Ltd izniyle

Courtesy of the artist and Ikkan Art International Pte Ltd

 

Bilgisayar üzerinden oluşturulan animasyon (CG), grafik tasarımı, mimarlık ve mühendislik alanlarında oldukça dikkat çeken dijital uygulayıcılardan oluşan bir sanat kolektifinin eseri olan Geçici Hayat, kiraz çiçekleri yüzeyde açılıp yayıldıkça ekrana süzülen çiçek yapraklarının ve suyun ritmik akışını izler. Arka planda, bir daire, yüzyıllar boyu Japon kanonunun bir parçası olan sulu boyalar ve yatay kaydırma resimlerini akla getirircesine meditatif bir hareketle düzenli aşamalarda büyür ve küçülür.

Doğanın ve ekranların dünyasını dönüştüren Geçici Hayat, yine de dijitalliğin önemsizliği, yapaylığı ve gözden kaybolan hassasslığı konusunun altını çiziyor.

2001 yılında kurulan teamLab sanat, bilim, teknoloji, tasarım ve doğal dünyanın kesişim noktasına yön vermeyi araştıran ve bir grup disiplinlerarası sanatçı, programcı, mühendis, grafik canlandırma gibi ultra teknoloji konusunda uzman kişilerden oluşan bir sanat kolektifidir.

teamLab doğayla insan arasında, kişinin kendisiyle evren arasında sanat aracılığıyla yeni bir ilişki kurmaya çalışıyor. Dijital teknoloji sanatın kendisini fiziksel olandan ayırmasına ve sınırları aşmasına olanak tanıyor. teamLab insanlar ve doğa, bireyle evren arasında bir sınır gözetmeksizin her birinin bir diğerinin içerisinde yer aldığını, her şeyin hayatın uzun, kırılgan ama mucizevi ve sınırsız devamlılığında var olabileceğini savunuyor.

 

teamLab’in eserleri New South Wales Sanat galerisi (Sidney), South Australia galerisi (Adelaide), Asian Sanat Müzesi (San Francisco), Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu (İstanbul), National Gallery of Victoria (Melbourne) ve Amos Rex of Helsinki (Finlandiya) gibi sanat kurumlarının daimi koleksiyonunda yer alıyor.

 

    Yorum Ekle

    Ad soyad

    Ceynak