Tarih : 09.04.2018 - 19:52

Korkularla hekimlik olmaz!

Hemen her gün bir sağlık görevlisinin dövüldüğü haberini okuyor ya da televizyon haberlerinde görüyoruz. Türk toplumunu empatiye davet eden hekimler, "Biz, vatandaşın sağlığından sorumlu hekimler olarak bu davranışı hak etmiyoruz" dediler ve korktuklarının altını çizerek; "Korkularla hekimlik olmaz" mesajı verdiler.

Korkularla hekimlik olmaz!
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) önderliğinde bir araya gelen çeşitli tıp dalında faaliyet gösteren hekimlerin çatı kuruluşu dernek başkanları, yaşadıkları dramı Türk kamuoyu ile paylaşmak maksadıyla ortak açıklama yaptılar.  Türkiye’de 142 bin doktor görev yaptığına ve bir doktora 572 hasta düştüğüne dikkat çeken hekimler; şöyle konuştu:
 
"Ülkemizde 10 bin kişiye yaklaşık 17 doktor düşerken, bu rakam OECD ülkelerinde 10 bin kişiye yaklaşık 30 hekimdir. Yani Türkiye’de görev yapan doktorlar diğer ülkelerdeki doktorlara göre çok daha fazla hasta bakıyorlar. Sağlık çalışanlarına dünyanın her yerinde şiddet riski yüksektir. Sağlık çalışanlarının şiddet riski diğer meslek gruplarına göre 16 kat daha fazladır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre sağlık çalışanlarının yüzde 8 ila yüzde 38'i, kariyerlerinin bir noktasında fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Bunun dışında pek çok çalışan ise sözel saldırganlığa maruz kalıyor veya tehdit ediliyor.  
 
Sağlık çalışanlarına şiddet en çok hasta ve hasta yakınları tarafından gerçekleştiriliyor. Son 5 yılda sağlık çalışanlarına yönelik sözlü ve fiziki şiddet sayısı yaklaşık 46 bindir." Hekimleri kamuoyu ile paylaştıkları konuları şu başlıklar altında toplamak mümkün:   
 
 
Sağlık çalışanlarına karşı şiddet kabul edilemez. 
 
Sağlık çalışanlarına karşı şiddet kabul edilemez. Sağlık çalışanlarının psikolojik ve fiziksel refahı üzerinde sadece olumsuz bir etki yapmakla kalmaz, aynı zamanda iş motivasyonlarını da etkiler. Sonuç olarak, bu şiddet tıbbi bakım kalitesini düşürmekte ve sağlık hizmetinin sunumunu zorlaştırmaktadır. Aynı zamanda sağlık sektöründe özellikle sosyal güvenlik sistemi kaynaklarında büyük mali kayıplara neden olmaktadır.  
 
Sağlıkta şiddet tıp eğitimini de etkilemektedir  
 
Sağlıkta şiddet tıp eğitimini de etkilemektedir; bu iki yönde gerçekleşmektedir. Birincisi; yıllarca doktorluk hayali kuran başarılı ve donanımlı öğrenciler bu kadar zorlu ve fedakârlık dolu eğitim süreci sonunda gerek maddi gerekse manevi tatmin yaşamanın zor olduğu bir de üzerine hayatlarına kast edecek oranlara varan şiddet riski nedeni ile tıp eğitiminden vazgeçebilmektedirler. 
Sağlıkta şiddetin ikinci yansıması ise tıp fakültelerinde okuyan öğrenciler üzerine olmaktadır. Artık öğrenciler Tıpta Uzmanlık Sınavlarında (TUS) ya da malpraktise konu olabilecek çalışmaları kapsamayan az riskli uzmanlıklara yönelmektedirler. 
 
Gelecekte önlem alınmaz ise toplumu gerçekten büyük sorunlar beklemektedir.  
 
Gelecekte önlem alınmaz ise toplumu gerçekten büyük sorunlar beklemektedir. Hangi doktorlar bizi ameliyat edecek, ya da doğum yaptıracak. Belli branşlarda yeterli uzman olmazsa zaten kişi başına yetersiz kalan doktor sayısı bir de uzmanlık ile ilgili sorunlar eklendiğinde içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.   
 
Uzun vadede toplum sağlığını tehdit edecektir.  
 
Sağlıkta şiddet kısa ve orta vadede yalnızca sağlık çalışanları ve onların yakınlarına zarar veriyor gibi görünse de uzun vadede toplum sağlığını tehdit edebilecek en önemli sorunlardan biridir. 
Konuya bu şekilde yaklaşmak yasal ve toplumsal çözümlerle sağlık çalışanlarının hak ettiği güvenli ortamda mesleklerini icra etmesini, vatandaşların ise hak ettiği kaliteli sağlık hizmetini alabilmesini sağlayacaktır 
 
Gereksiz açılan tazminat ve ceza davaları hekimlik uygulamalarını etkiliyor 
 
Gereksiz açılan tazminat ve ceza davaları hekimleri korkutmakta ve mesleki uygulamaları etkilemektedir. Defansif uygulamalar veya korkularla yapılan fazladan müdahaleler hem toplum sağlığını etkileyecek boyuta gelmiştir hem de sosyal güvenlik sistemi kaynaklarının gereksiz tüketilmesine sebep olmaktadır. 
Hekimler olarak yaptığımız tıbbi uygulamaların ve aldığımız kararların tabiî ki sorumluluğunu taşıyoruz.  Ama alınacak hasta onamlarına her detayı büyük zaman ayırıp belirtsek bile yine; “Anlamadım, okumadan imzalatıldı gibi birçok nedenle meslektaşlarımız uzun süren mahkeme süreçleri ile yıpratılmakta ve hekimlik uygulamalarının bu korkularla hastaların lehlerine olmayacak şekilde değişmesine neden olmaktadır. 
Tazminat davalarında kazanç ile orantılı olmayan cezalar meslektaşlar arasında şehir efsanesi gibi yayılmakta ve ülkemizdeki tüm hekimlik uygulamalarını etkilemektedir. 
Tüm bunların sonucu olarak yapılması gereken tıbbi müdahaleler korkularla geç yapılmakta veya yapılmamaktadır. 
Sonuç olarak hem sosyal güvenlik sistemi kaynaklarımız hem de özel sigorta geri ödeme sistemine ilave önemli yükler gelmektve yanısıra toplum sağlığı olumsuz etkilenmektedir. 
 
Sonuç: 
 
Sonuç olarak vatandaşımızın benimsemediği ve kabul etmediği hiçbir yasal düzenlemenin geçerli olmayacağını biliyoruz. Sağlık Bakanlığımızın ve kanun yapıcıların sağlıkta şiddeti engellemek için ellerinden geleni yapacaklarımıza şüphemiz yok. 
Ancak vatandaşımızın bu konuya sahip çıkmasıyla ve bunun yanı sıra Türk hekimlerinin yıpranan itibarlarının Sağlık Bakanlığı ve yöneticilerimizin hekimlerin itibar yönetimlerini gündeme alarak iyileştirilmesi konusunda çalışma yapmalarını ısrarla bekliyoruz.  
Öte yandan hasta ve hekimler arasında oluşabilecek uyuşmazlıkların tüketici mahkemelerinde veya borçlar kanuna göre değil oluşturulacak ihtisas mahkemelerinde görülmesini istiyoruz. 
Malpraktis davalarının sonuçlarında uygulanan milyonluk tazminatların yerine ülkemizdeki günün koşullarına uygun olmasını talep ediyoruz.  
 Başta hekim olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının güvenli ve rahat ortamlarda, hiçbir kaygı ve endişe duymadan mesleklerini icra etmelerinin en doğal hakları olduğunu ve bizden hizmet bekleyen tüm hastalarımızın da yararına olduğunu kamuoyuna saygı ile açıklarız. 
“ Sağlık çalışanına güven, sağlık çalışanına sahip çık”  

 

    Yorum Ekle

    Ad soyad

    Ceynak