Tarih : 11.10.2017 - 19:40

11 Ekim 2017 Çarşamba Türkiye Gündemi

Türkiye’nin gündeminde iki mesele vardı ve her ikisi de birbirinden önemliydi. 1) Vize Krizi 2) Kuzeyindeki Sınır Krizi. Sınırda “savaş” değil, “barış” sancıları yaşanıyor. Vize Krizi’nde de buzları eriten gelişmeler oluyor.

11 Ekim 2017 Çarşamba Türkiye Gündemi

11 Ekim 2017 Çarşamba Türkiye Gündemi; özetle şöyleydi:

1)    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ABD Başkonsolosluğu’nda görevli Metin Topuz’u FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına aldı; ardından da tutukladı... ABD Ankara Büyükelçisi John Bass, “Metin Topuz’un tutuklanma nedenini öğrenemedikleri”ni bahane ederek; 8 Ekim günü “Türk vatandaşlarına vize hizmetlerini askıya aldıklarını” açıkladı… Aradan fazla bir süre geçmemişti ki “Mütekabiliyet şartları”nı ileri süren Türkiye de askıya aldı ABD vatandaşlarına vize vermeyi… Bir gün önce “Beyefendilerden izin mi alacaktık” diyen Başbakan Binali Yıldırım üslubunu yumuşatıp “Bu gerginliğin uzun sürmesi kimseye bir şey kazandırmaz” diyerek; sükûnet telkin eden bir ifade kullandı… “Bu sözler aradaki buzları eritir mi” düşüncesinin hâkim olduğu bir anda sürpriz bir kararla İstanbul Başsavcılığı, ABD Başkonsolosluğu’nda görevli N.M.C’yi ifadeye çağırdı.

Türkiye ile ABD arasındaki “Vize Krizi” büyüdükçe büyüyordu. Hemen her saat karşılıklı açıklamalar yapılıyor ve konu oradan oraya savruluyordu… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Büyükelçi’nin kendi başına bir karar alıp sonra ‘Bu kararı Hükümetim adına aldım’ demesi, anlaşılır gibi değil” şeklinde bir açıklama yaptı. Bu açıklama suçu Büyükelçi John Bass’e yıkma ve meseleyi o seviyede bırakma çabasıydı belki ama ABD uzatılan bu eli görmezden geldi… Pentagon ve Washington peş peşe açıklama yapıp “Bu karar birlikte aldığımız bir karardır” cevabını verdi… ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert  “Büyükelçi Bass’ın Türkiye’de görev yapmasından gurur duyuyoruz. Kendisi sahip olduğumuz en iyi diplomatlardan biridir. Bu karar Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ile koordinasyon içinde alınmıştır” dedi. Nauert “Büyükelçimizin ardındayız, kendisine desteğimiz tam” demeyi de ihmal etmedi… ABD Ankara Büyükelçisi John Bass bugün yaptığı basın toplantısında “Karar müşterektir” dedi ve tıpkı Washington ve Pentagon gibi ‘Bu kararın zorlukla ve üzüntüyle aldıklarının’ altını çizdi... Bass ayrıca “ABD misyonlarında saklanan kimse yok” diyerek; Topuz’un neden tutuklandığı hakkında hâlâ haber alamadıklarına vurgu yaptı… Büyükelçi Bass, Cumhurbaşkanı’nın yönelttiği suçlamalara ilişkin ise “Kanıtları bilmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye sürpriz bir karar aldı ve iki Amerikan sporcusuna vize verdi... John Bass, Dışişleri Müsteşar Yardımcısı ile görüştü… Başbakan Yıldırım son yaptığı açıklamada “Sağduyuyu elden bırakmayacağız” ifadesini kullandı…

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu mevkidaşı Tillerson ile görüştü. Yarım saat görüşmenin ardından herhangi bir açıklama yapılmadı.

2)      CHP Sözcüsü Bülent Tezcan “Arkadaşlarımız kalem kalem hesap etti; krizin maliyeti 63 milyar lirayı buldu” dedi.

3)      Suriye sınırındaki TSK birliklerine askeri sevkiyat yapıldı. Başbakan Yıldırım, “Bölgede terör değil barış kuşağı oluşturmak için uğraşıyoruz” dedi. Yıldırım, çalışmaların amacının barışın tesisi olduğuna vurgu yaptı.

4)      PYD’nin silahlı kolu YPG, Türkiye sınırına yakın bir alanda Öcalan resmi altında gösteri yaptı.

 

GÜNDEMİN YORUMU:

 

Türkiye başında yeteri kadar dert yokmuş gibi bir de ABD ile Vize Krizi yaşamaya başladı. Gerçi “Vize Krizi” yerine “Diplomasi Krizi” demek daha doğru ama neyse. Yaşanan kriz üç günde Türkiye’nin hem enerjisini emdi, hem de prestijini sarstı. Bu kriz, Türkiye ile ABD arasında yaşanan ilk kriz değil; daha önce de yaşadı. Ambargo koydu, askerinin başına çuval geçirdi fakat buna rağmen bu krizin en şiddetlisi olduğunu söylemek mümkün. Amerika, Türkiye’yi Yemen seviyesine indirdi. Türk siyasetçileri esti gürledi. İktidar kadar muhalefet de öfke kustu ama sıfıra sıfır elde var sıfır!

Lafı fazla uzatmadan bildik bir meseli anlatayım. Tam zamanı çünkü: Köyün ağası marabasını alıp kasabanın yolunu tutmuş. Ağa atta, maraba yaya… Bir müddet gittikten sonra ağa sıkılmış. Şarkı mırıldanmış… Islık çalmış… Vakit geçmek nedir bilmiyor…

Biraz da mukallit bir adammış. Marabasına dönüp “Bu at senin olsun ister misin” deyip bindiği küheylanın yelesini okşamış. Maraba “Estağfurullah ağam” deyip boynunu bükmüş… “Haydi haydi” demiş ağa. “Utanma söyle. Senin bu ata nasıl baktığını bilirim ben.” Maraba yutkunmuş… Ağa “Niye çekiniyorsun, söyle” diye ısrar edince maraba “He isterim” demiş… Ağa istediği cevabı almış olmanın keyfiyle elindeki kırbacı şaklatmış. At, dörtnala koşmaya başlamış. Bir tur atıp gelen ağa attan inip marabayla birlikte yürümeye başlamış… Az sonra atın bağırsaklarını boşalttığını görüp sırıtmış. Yerdeki buharı çıkan tersi gösterip “Bunu ye, at senin olsun” demiş marabasına… Maraba bir iki direndikten sonra “Peki” demiş ve aldığı at pisliğini ağzına atmış…

Uzatmayayım. Ağa atı marabaya vermiş… Kasabada işlerini görüp alacaklarını almış ve köy yoluna revan olmuşlar… Maraba atta, ağa yürüyor!.. Ağanın hiç sesi çıkmıyormuş. Maraba da oralı olmamış…

Köye yaklaştıklarında ağayı ter basmış. Kendisini bu halde gören köy halkına rezil olma söz konusu. Kendisi yürürken marabanın atta kostaklanması olacak şey mi? Kimseye anlatamaz bunu! Marabaya dönüp “Atı bana geri ver, dile benden ne dilersen” demiş, yalvaran bir sesle… Maraba ağanın sözünü ikiletmeden “Veririm ağam” deyip atın pisliğini göstermiş: “Ye bunu!” Ağa naçar kalmış ve yemiş…

Köye girerken yine ağa atta, maraba yaya… Ağa marabaya dönüp “Biz köyden çıktığımızda da ben atta, sen yaya değil miydin” diye sormuş. Maraba “He ağam” deyince şu veciz sözü söylemiş: “Madem öyle biz bu b.k’u niye yedik?”  

Kıssadan hisse: Türkiye esti gürledi. Diplomasiyi unutup racon kesti. Dileyelim de ağanın durumuna düşmesin!

 

 

Yorum Ekle

Ad soyad

Ceynak