Tarih : 02.10.2018 - 22:12

Akşener: Dünyayı size dar ederim

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, af tartışmalarına ilişkin "FETÖ'nün kodamanlarının salıverilmesine bağlarsanız, dünyayı size dar ederim, bilesiniz" ifadelerini kullandı.

Akşener: Dünyayı size dar ederim

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında konuştu.

Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akşener, af tartışmalarına da değindi. "Türkiye’yi uçuruma sürükleyen bu ikili şimdi de ‘af’ tasarısıyla gündemi meşgul ediyor" diyen Akşener, "Peşinen söylüyorum; Bu af hikayesini getirir de Fetö'nün kodamanlarının salıverilmesine bağlarsanız, dünyayı size dar ederim, bilesiniz!" ifadelerini kullandı.

"Milliyetçi geçinen, milliyetçilikten geçinen parti, Türklüğe hakareti de af kapsamına almış" diyerek MHP'nin af teklifine tepki gösteren Akşener, "‘Ortağım milliyetçiliği ayaklar altına alır da ben geri durur muyum’ demiş, 301. Maddeyi de araya sıkıştırmış" değerlendirmesinde bulundu.

Akşener'in af tartışmalarına ilişkin açıklamaları şöyle:

"Türkiye’yi uçuruma sürükleyen bu ikili şimdi de ‘af’ tasarısıyla gündemi meşgul ediyor. Taktik hep aynı; başrol oyuncusunun aklına bir şey geliyor. Yancısı kendi bulmuş gibi dillendiriyor.

Terörün en büyük finansörleri olan uyuşturucu kaçakçılarını affedelim diyorlar.

Hırsızları, ihale fesatçılarını affedelim diyorlar.

Mafya bozuntularını affedelim diyorlar.

Daha ilgincini söyleyeyim size;

Milliyetçi geçinen, milliyetçilikten geçinen parti, Türklüğe hakareti de af kapsamına almış..

Onu da affedelim diyor. ‘Ortağım milliyetçiliği ayaklar altına alır da ben geri durur muyum’ demiş, 301. Maddeyi de araya sıkıştırmış.

‘Tekeden süt çıkmaz’ diye uzun uzun anlatıyordu ya hani. Evet, tekeden süt çıkmaz.. Ama bilinsin ki,, saray yancısından Milliyetçi olmaz.

Evet tekeden süt çıkmaz.. Milliyetçiden de saray paspası olmaz, olamaz!

Milliyetçiler ipeğe sarılı çeliktir. Ne yana çeksen o yana uzayan lastik adamlardan milliyetçi olmaz, olamaz..

Bakın vesileyle şunu da peşinen söyleyeyim;

Bu af hikayesini getirir de FETÖ'nün kodamanlarının salıverilmesine bağlarsanız, dünyayı size dar ederim bilesiniz."

"KENDİNE TATAR RAMAZAN SÜSÜ VERİYORSUN AMA..."

"Sayın Erdoğan’a çağrımdır;

Yaptığın işin sorumluluğunu üstlen. Ahlak bunu gerektirir. Kendine Tatar Ramazan süsü veriyorsun ama her yaptığını başkasının üstüne atıyorsun. ‘Cambaza bak’ diye diye buralara kadar getirdin. Ama artık aklımızla alay etmeyi bırak.. Enflasyon almış başını gidiyor. Hiçbir şeyi iki gün üst üste aynı fiyata alamıyoruz. Lokmalarımız küçülüyor. Öğünlerimiz eksiliyor. Çiftçi perişan, esnaf perişan, sanayici perişan, çalışan perişan. Çalışamayan, iş bulamayan milyonlar perişan. Zengini iyice zenginleştirdin, fakiri iyice fakirleştirdin. Rahmetli Özal’ın orta direğini de yerle bir ettin.

Bakın sıra yeniden çalışanın, emekçinin, emeklinin hakkına geldi.

Temmuz 2018 itibarıyla İşsizlik Fonu’nda yaklaşık 124 milyar lira görünüyor. Ancak, bu paranın %88’i devlet tahvilinde, geri kalan %12’si, yani sadece 15,3 milyar lirası mevduat hesaplarında. Daha önce bu fondan GAP Projesine 11,5 milyar TL borç verildi, o para yandaşa müteahhide dağıtıldı ama bugüne kadar tek kuruş tahsil edilmedi.

Son dönemde İş Bankası olayıyla gündeme gelen, sinsi bir çalışma daha var.. İktidarın, bünyesinde özel sandıkları ve vakıfları olan kurumları iki hafta önce bir toplantıya çağırdığı söyleniyor..

Buradan soruyorum;

O vakıf ve sandıklarda biriken kaynakların hazineye aktarılmasını istediniz mi?

Altı banka ve on kurumun, on binlerce çalışanı ve emeklisinin haklarına göz mü diktiniz?

Bu duruma itiraz edenlere, “Mahkemeye gidin.. Ama biz bunu uygulayacağız” dediniz mi?

Anayasa ve yasaların güvencesindeki haklar, iki dudağın arasından çıkan sözlerle gasp edilemez..

Bu hem yasadışı bir iştir, hem de ‘Mülkiyet ve Anayasal haklar’ açısından hayatidir..

Uluslararası yatırımcı gözünde güven kazanmak için, Amerikalı şirkete milyonlar ödeyeceğinize, ‘Mülkiyet hakkının’ dokunulmazlığına riayet edin.. Hem masrafsız hem de daha itibarlı olan bu..

ABD’li şirketin işe hızlı başladığını görüyoruz. Türk İslam geleneği bir vakıflar medeniyetidir. Ecdat ecdat diyenler şimdi vakıflara el koyma hazırlığında.

Kamu bankalarını, yani milletin parasını kullanarak kendine bir borazan medya kurdun..

Onlar üzerinden korku yayınca herkes ‘dilsiz şeytan’ olacak sanıyorsun.

Yanılıyorsun sayın Erdoğan.

Ne diyor Yunus emre:

“Derviş Yunus, bu sözü eğri büğrü söyleme

Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir”

İşte cesurlar burada. İyiler burada… İYİ Parti burada. Makkenzi’ye havale ettiğin devlet idaresini devralacak kadrolar burada.

Biz, zalim idarecinin yüzüne karşı hakikati söylemeyi en büyük cihad bilen peygamber sevdalılarıyız..

Ve işte yüzüne karşı haykırıyoruz:

Adaletsiz ve kifayetsizsin, Türkiye’nin sırtında yüksün."

"HER TÜRK VATANDAŞI İÇİN BİR UTANÇ KAYNAĞIDIR"

"Değerli Milletvekilleri,

Gazetelere televizyonlara çökmekten, kupon arazi kovalamaktan, süper lüks uçaklarla ilgilenmekten başka meselesi yok ki muktedirin..

Ne diyor o meşhur uçakla ilgili;

-Efendim biz uçakla ilgilenince Katar hediye etti..

Özrü kabahatinden büyük mü diyeyim, ‘şeccat arz ederken sirkatin söyler’ mi diyeyim.. Ne diyeyim?

Ya hu, hiç mi devlet şuuru yok? Pembe İncili Kaftan’ı da mı okumadın? Türk devleti böyle bir hediyeyi nasıl kabul eder?

Tabi eğer hediyeyse.. Satın aldıysan zaten iki elimiz yakanda..

Uçağın deposu kaça doluyor biliyor musunuz?

1.milyon 750 bin liraya.. Eski parayla 1 trilyon 750 milyar liraya..

Şoför arkadaşların dediği gibi; Benzini içiyor..

Bu benzinle Amerika’ya gidip gelemiyor..

Diyelim ki uçak hediye olsun.

Atatürk zamanında, 1934 yılında, binlerce yıllık devlet geleneğine sahip İran’a, uçak hediye eden bir Türkiye vardı.

2018 yılındaysa, 100 yıl önce Osmanlı hakimiyetindeki Katar Emirliğinden hediye uçak kabul eden, bir Türkiye’ye geldik.

Bu, her Türk vatandaşı için, bir utanç kaynağıdır.

Eeey Tayyip Erdoğan;

Bu nasıl bir lüks ve şatafat düşkünlüğüdür? Sen nasıl imam hatiplisin? Hz Ömer’in mumunu ne çabuk unuttun? Hesabı verilemeyen ipi ne çabuk unuttun? Peygamber efendimizin, vücudunda izi kalan kuru bir hasırda uyuduğunu ne çabuk unuttun sayın Erdoğan?

Lüks uçaklarla değil milletin derdiyle ilgilen!

Dicle kenarındaki kuzuyu geçtim, çocuğuna pantolon alamayınca canına kıyan İsmaillerle ilgilen! Kaçırılıp istismar edilen çocuklarla ilgilen.

Kaza deyip geçtiğin tren katliamıyla ilgilen!

Işığını söndürüp, aş yerine taş kaynatmaya başlayan milletle ilgilen!

Yurt bulamadığı için perişan olan öğrencilerle ilgilen! İş bulamadığın gençlerle ilgilen!

Hediye ya da satın aldın, o uçağı da vakit kaybetmeden iade et..

Devletin ekonomisini ve kurumlarını, götürüp ‘Üst Akıl’a teslim eden iktidarın, bu saatten sonra atacağı yanlış adamlarla ilgili olarak, buradan bürokratları da uyarıyorum;

Bu Amerikan şirketiyle devletin ve kurumlarımızın kritik bilgilerini paylaşmayın..

Paylaştığınız bilgiler protokol kapsamında ve kamuoyuna açık şekilde olsun. Aksi takdirde sizlerde casusluk suçu işlemiş olursunuz!

Talimatı Bakan da verse, mutlaka mevzuata uyun!

Yabancı şirketlerle kurulmak istenen paralel devlete asla izin vermeyin…"

"TÜRK MİLLET GELENEĞİ İNKAR EDİLDİ"

"Değerli dava arkadaşlarım, büyük Türk Milleti;

İYİ Parti, Cumhuriyet tarihimizin en ağır ve çok boyutlu krizi yaşanırken Meclis’te çalışmalarına başlamıştır. Ülkemizin karşı karşıya olduğu ekonomik krizin yayında, uzun süredir devam eden bir başka sorunumuz da,,, yaşanan devlet krizidir..

Beş bin yıllık devlet geleneğine sahip olan Türk milleti, bugün bu geleneğin inkar edildiği günleri yaşıyor..

Orhun Kitabelerinde yazıldığı üzere, “Türk’üm!” demeye, 17 adam bulabildiğimiz bir dönem vardı tarihte. Bugün, eşit derecede hazin ve karanlık bir dönemden geçiyoruz.

Kutlu devletimizin tarihten süzülerek gelen bütün kurum ve gelenekleri,,, tek adam rejimi kurmak adına yıkılıyor..

Kuvvetler ayrılığı yok edildi.. Hukuk devleti tasfiye edildi.. Liyakat ilkesinin yerini kayıtsız şartsız biat aldı..

Ama aziz Milletimiz bilsin ki;

İYİ Parti olarak, tek bir kişi ve onun sözde hanedan ailesiyle, etrafındaki bir avuç fırsatçı tarafından hâkimiyet altına alınmaya çalışılan Türk Devletini, onun gerçek sahibi olan Türk Milletine iade edeceğiz..

Bunu başaracağız..

Tekraren ve yüksek sesle söylüyorum, bunu, başaracağız, başaracağız, başaracağız.."

 

"BELLİ Kİ UNUTMUŞSUN, SANA HZ.ÖMER'İ HATIRLATAYIM"

"Sayın Erdoğan;

Belli ki unutmuşsun, bak sana Hz. Ömer’i hatırlatayım.. Adalet timsali Hz Ömer… Adalet mülkün temelidir buyuran Hz. Ömer… İlk olarak şehirlere, valilerden bağımsız kadı atayan Hz. Ömer. İşte o Hz. Ömer, ücretini beytülmalden değil, kendi kesesinden ödeyerek bir kişi görevlendirmiş ve ‘bana her gün ölümü hatırlat’ demişti.

Biz para mara da istemiyoruz ve hayrımıza sana hatırlatıyoruz: Ölüm var sayın Erdoğan. Hesap var sayın Erdoğan. Hepimiz için ölüm var, hepimizi bekleyen bir mizan var.

Dürüst ol, adaletli ol, merhametli ol. İşi ehline ver. Şaşırma ve unutma, senden büyük Allah var.

16 yıldır yönettiğin ülkede kağıt bile üretilmiyor. Devletin resmi gazetesini basamıyorsun artık.

Bir futbol turnuvasını düzenleyecek kadar bile itibar bırakmadın ülkede.

Şekeri peşkeş çekiyorsun, buğdayı ithal ediyorsun, millete besmelesiz et yediriyorsun.

Muharrem ayındayız. Memleketin her yanı mübarek aşure kokuyor..

Ama aşurenin her malzemesi ithal.. Buğday ithal, şeker ithal, pirinç ithal, badem ithal, kuru fasulyesi, nohutu, cevizi, narı, tarçını ithal..

Aşure ‘ithalatın olmadığı’ zamanlarda ortaya çıktı.. Sayende yalnız adı bizden, içindekiler dışarıdan..

Milli ve yerli diye diye memleketi getirdiğiniz nokta bu.. Milli aşuremizin her tanesi ithal..

Aşureyi bile milli ve yerli olmaktan çıkardı bunlar.

Siz yerli ve milli değilsiniz.. Siz GDO’sunuz.. Siz şarbonsunuz.. Siz ithal samansınız.. Milletin ağzının tadını kaçıran yapay tatlandırıcısınız..

Kerbela zulmünü andığımız Muharrem ayında, Cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin’e selam olsun.

Eğer bu bir yenilgiyse; Allah bize, yezid gibi kazanmaktansa Hüseyin gibi yenilmeyi nasip etsin.

Ne mutlu Türk Milletine ki, yüzbinlerce evladına ‘Hüseyin’ dedi de, bir kişi bile yavrusuna yezit adını vermedi.

Yezi adaletsizliğin, ihanetin sembolüdür.. Koca bir milletten çıka çıka bir tane yezitçi çıktı. O da Tayyip Erdoğan’ın sarayda ağırladığı ve ‘keşke yunan kazansaydı’ diyen üstadı.

Bunlar kendilerini hiçbir zaman mukaddes tarihimizin bir parçası olarak görmediler."

 

"TÜRK VATANINI GANİMET GÖREN ALÇAKLAR"

"Değerli Milletvekilleri,

Bu muktedirlerin çok sevdikleri bir iş var, isim değiştirmek. Bakanlıkların ismini değiştiriyorlar, programların ismini değiştiriyorlar. Bir ara hızlarını alamayıp devletin de ismini değiştirmeye kalktılar. Sanıyorlar ki sınavların adı değişince rezil edip bıraktıkları eğitim sistemi değişecek.

Sanıyorlar ki bakanlığın adı değişince katlettikleri şehirlerimiz kendiliğinden güzelleşecek. Ne kadar kolay değil mi?

Gemiye gemicik diyorsunuz takaya dönüyor. Saraya külliye diyorsunuz, israf bitiyor. Zamma güncelleme diyorsunuz, fiyatlar normale dönüyor..

OVP’ye YEP diyorsunuz, bakıyorsunuz ki kriz teğet bile geçmemiş. Sayın Erdoğan ve damadı haftalardır o ülke senin bu ülke benim küresel baronların peşinden koşup para dileniyorlar. Ama adını ‘Bakan bey sunum yaptı’ koyunca her şey normalleşiyor.

Diyor ya şair; ‘Türkiye ağır yüktür, bilmeyen ne bilesi..’

Gafil ne bilir? Bunlar ne bilir? Bunların millet diye bir dertleri yok. Memleket diye bir meseleleri yok. Tek dertleri ne yapıp edip kendilerini yerel seçimlere atabilmek. Narh uygulayarak enflasyonu durdurabileceklerini sanıyorlar. Habire yönetmelik değiştirerek krizi geçiştireceklerini sanıyorlar. Durmadan bir şeyler açıklıyorlar. Sayın Erdoğan kendi atadığı bürokratlara çatıyor. Kendi kendini varlık fonunun başına atıyor. Hiç durmadan konuşursa her şey düzelecek sanıyor. Akşama da bir bardak bilmem ejder meyveli içecek içince, oh ne ala memleket.

‘Herşey psikolojik’ diyor. ‘Bu da geçer’ diyor. Geçer geçer de.. Elazığ’lıların güzel bir sözü var, ‘balık demiş ki: ben öldükten sonra nedem derin gölleri’

Çok konuşan boş konuşur Sayın Erdoğan. Direksiyonda sen varsın ve yokuş aşağı giden freni patlamış kamyon gibiyiz.. Çek sağa ve bu dar günde birazda milleti düşünüp, aç kulağını dinle:

Sermaye için onca önlem düşünüyorsun, vatandaşın da elinden tut.

3600 ek gösterge işini hemen hallet.

Asgari ücretliden vergi almayı bırak.

Esnaftan stopaj kesmeye ara ver.

Engelli maaşından kesinti yapmayı aklının ucundan bile geçirme.

Çiftçinin aldığı mazottan, gübreden vergiyi kaldır.

Yandaşlarınla olan dövizli sözleşmeleri hemen TL’ye çevir.

Emeklilikte yaşa takılanları da gündeme al.

Emekliye, sabit gelirliye acilen kriz zammı yap.

Eş dost yandaşlarınla kurduğun sonradan görmeler iktidarı canımıza yetti artık. Türkiye Cumhuriyetini dar-ul harp sayıp hazineyi yağmalamayı meşru gören, Türk vatanını ganimet gören alçakları yanından uzaklaştır.

Değerli Milletvekilleri,

Bu topraklar, Kanuni diye nam almış muhteşem hakanlar gördü. Şimdi yönetmelik bile yazmayı beceremeyenlere kaldık. Bu topraklar ‘Murat oğlu Mehmet’ diye mahkemeye çağırılınca yüksünmeden giden Fatihler gördü. Şimdi ‘ben anayasayı tanımam’ diyenlere kaldık.

Bu ucube düzende Cumhurbaşkanına soru sorulamıyor biliyorsunuz. Kendini la yüs’el sanıyor..

Tarih kendini erişilmez, ulaşılmaz, hikmetinden sual olunmaz sanan nicelerini gördü. Allah hayırlı ömür versin de, hepsi bir sineğe bakar..

Sayın Erdoğan;

Bu hoyratlıkla, bu hukuksuzlukla ülke yönetilmez. Hukuk sistemimiz, küçük sineklerin takılıp kaldığı ama büyük sineklerin delip geçtiği bir örümcek ağına döndü. Türk yargısını içinde yatıp yuvarlandığın parti bahçesine çevirdin.

Tweet attı, paylaşımı beğendi diyerek insanların tepesine çöküyorsun. Seni eleştirmenin bedeli yıllarca hapis, devlete kast etmek bedava. Bu adalet mi?"

"DOĞU TÜRKİSTAN'DA MİLYONLARCA TÜRK..."

"Değerli Milletvekilleri,

Türkiye’nin bir dış politikasının olup olmadığı belli değil artık. ‘Monşer’ diyerek bütün hariciyeyi tasfiye edip Fetö’ye teslim ettiler. Şimdi hangi meselede Türkiye’nin ne düşündüğünü bilen yok. Doğu Türkistan’da milyonlarca Türk kamplara alınıyor, saraydan da yancısından da tık yok. Borazan medya Doğu Türkistan’dan Çin ağzıyla ‘Sincan’ diye bahsediyor tık yok. Bu konuda Çin’e verilmiş bir sözünüz, taahhütünüz mü var sayın Erdoğan?

Senin beceriksizliklerin yüzünden bir de Suriyeliler meselemiz var. ‘Şam’da Cuma namazı kılacağız. O zamana kadar buyrun misafirimiz olun’ diyerek 4 milyon kişiyi getirdin. Kontrolsüzce ülkeye aldın. Türkiye’nin demografik yapısına müdahale ettin. Bu iş öyle ensar muhacir muhabbetiyle geçiştirilemez. Muhacirler Medine’de keyif çatıp ensarı gazaya göndermiyorlardı. Bu işin 10 yıl içinde ne tür sosyal patlamalara yol açacağını aklı başında herkes öngörebiliyor. Öyle ya da böyle bu kardeşlerimizi aldık, misafir ettik, ağırladık. Helal hoş olsun. Ama artık evlerine uğurlama vakti gelmiştir.

Bugün Türkiye’de 4 milyon Suriyeli olduğu kabul edilirse, ülkemizde yaşayan her 20 kişiden birisi Suriyelidir. Ekonomiyi düze çıkaracağım diye hazırladığın tasarruf planını, bu maceraya harcadın zaten..

2040 yılında Suriyelilerin sayısı 7.5 milyon olacak. Ülkemizde yaşayan her 13 kişiden biri Suriyeli olacak. Bugün Suriyeliler sadece Kilis’te çoğunluğu oluşturuyor.. 2040’da Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay’da çoğunluk olacaklar.. Adana ve Mersin’de nüfusun yarısını oluşturacaklar..

Böyle bir etnik yapı ile Türkiye’de milli devleti nasıl muhafaza edeceksiniz? Herhangi bir jeopolitik sarsıntıda sınır şehirlerimizin milli bütünlükten kopma tehdidini nasıl engelleyeceksiniz?

Türkiye’de yaşayıp bayramda Suriye’ye gideceklerine, Suriye’de evlerinde yaşasınlar. Bayramlarda buyursunlar gelsinler. Doğrusu budur, olması gereken budur. Biz İYİ Parti olarak Suriyelilere Türkiye’de vatandaşlık değil, Suriye’de geri dönebilecekleri bir vatan vermek istiyoruz.

Biz bunları söyleyince kızıyor, küsüyor, cezimli şeddeli atarlanıyor sayın Erdoğan. Ama artık borazan medyada da mırıldanma başladı. Birilerinde vicdan kırıntısı kalmış demek ki. Birileri de işin bittiğini anlayıp ufak ufak çıkış kapısına yanaşıyor."

 

"EL AÇILMADIK ÜLKE BIRAKMADIN"

"Aziz milletim, değerli Milletvekilleri;

Ekonomisi çökmüş bir ülkenin dış politikada başarılı olması mümkün değildir.

Doğalgaz konusunda yaptırımlara muhatap Rusya ve İran’a bağımlı olmaya devam eden,

Kredi sağlamak için Doğu’da ve Batı’da el açılmadık ülke bırakmayan,

Harikalar aleminde rüya görmekle meşgul iktidar, kendi şaşaa içinde yaşarken halkını kabuslara boğuyor..

Bir yıldan kısa süre içinde, kişi başına milli geliri 11.000 dolardan 6.000 doların altına inmiş bir ülkede bizlere hala Dünya’nın 17. büyük ekonomisi masalı anlatılıyor..

Hanedan’ın İdlib’de macerası da çıkmaza girmek üzeredir. Artık terörist kategorisine alınmış Heyet Tahrir El-Şam ve onların tabiriyle söylüyorum, “öfkeli çocukların” 15 Ekim’e kadar silahsızlandırılması mümkün mü yakında göreceğiz.. Ancak asıl sorun, “Teröristle müzakere olmaz, mücadele olur” diyen Erdoğan’ın Oslo’da PKK’yla, İmralı’da Öcalan’la, Musul’da DAEŞ’le müzakere masasına oturduktan sonra şimdi de İdlib’de Heyet Tahrir El-Şam ve başka “öfkeli çocuklarla” masaya oturmuş olmasıdır."

 

"ABD VE ALMANYA ZİYARETLERİ HÜSRANLA SONUÇLANMIŞTIR"

"Menbiç konusuna gelince;

“Ortak devriye” denilen şey, Türkiye ve ABD tarafından, münferiden yürütülen devriyelerden başka bir şey değildir..

Bizim bölgede en önemli gördüğümüz nokta, Süleyman Şah Türbesi ve Karakolu’dur.. O vatan toprağına ne zaman yeniden bayrak dikileceğidir..

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları ile Suriyelileri PYD/YPG’den kurtarma derdine düşmüş, İdlib’de 12 gözlem noktası kurmuş olan iktidarın, bu vatan toprağına sahip çıkamayacak duruma düşmüş olması aczin ve dalaletin en somut göstergesidir.

Bunun yanında, Erdoğan’ın ABD ve Almanya seyahatleri de hüsranla sonuçlanmıştır. Görünen o ki, borç batağından kurtulmak için, alacaklı ülkelere yöneltilen “Ben batarsam sen de batarsın” şeklindeki rehin alma teşebbüsleri de para etmemiştir. Avrupa Birliği’nden yükselen sesleri de Türkçeye, “Kendin ettin kendin buldun” şeklinden tercüme etmek mümkündür. Kısacası Türkiye’ye verilen mesaj, yaşadığımız sorunların sadece ekonomik değil aynı zamanda siyasi olduğudur."

"TÜRKİYE'Yİ KARIŞ KARIŞ GEZİYORUZ"

"Tüm bu fakr-u zaruret içinde milletimiz bilsin ki;

Geldikleri gibi gidecekler. Yola çıkışları belediyelerle olmuştu, gidişleri de belediyelerle olacak.

İmar rantı uğruna katlettikleri şehirlerimizi kurtaracağız. Kirli politikalarını finanse ettikleri o hortumları kesip atacağız. Türkiye’yi iyi kent modeli ile tanıştıracağız. Devamında da muktedirin emeklilik işlemlerini başlatacağız.

Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır / İşte o gün ruhlarımız şad olacaktır.

Sayın Erdoğan tükenmişlik sendromu yaşıyor artık. Yönetemiyor, gündem belirleyemiyor, dün ak dediğine bugün kara diyor. Her geçen gün Türkiye’ye maliyeti artıyor. Allah korusun, kalırsa yandık. Kalırsa ülkeyi kökten batıracak!

Neyse ki geri sayım başladı artık. İYİ Parti güçlü programıyla ve yenilenmiş teşkilatlarıyla, kadrolarıyla işin başına geliyor. İyilik kervanı yola koyuldu biliyorsunuz. Türkiye’yi karış karış geziyoruz. Genel Başkan yardımcılarımızın başkanlığında Genel İdare Kurulu üyelerimiz, milletvekillerimiz, Kurucular Kurulu üyelerimiz haftanın 3 günü Türkiye’nin tüm il ve ilçelerine ziyaretler gerçekleştiriyor. Her şehrin meseleleri yerinde tespit ediliyor. Çözüm önerileri üst veya dış akılla değil, ortak akılla oluşturuluyor..

İYİ Parti çalışıyor, İYİ Parti koşturuyor, İYİ Parti milleti dinliyor.

İYİ Parti kula minnet eylemeyenlerin partisidir.

İYİ Parti ona buna eyvallah etmeyenlerin partisidir.

İYİ Parti Türk’ün varoluş iradesidir.

İYİ Parti icazetini ancak ve sadece milletten alanların partisidir.

İYİ Parti sıvasız evlerde vatana kurban yetiştirenlerin partisidir.

İYİ Parti Çegen tepesidir, İYİ Parti Kocatepe’dir, İYİ Parti Pusat’tır, İYİ Parti köse kadıdır, İYİ Parti Aruz Koca oğlu Basat’tır."

"ERDOĞAN MEDYASININ TİYATROSU..."

"Değerli Milletvekilleri, Aziz Türk Milletinin Temsilcileri

İYİ Parti henüz ilk yılını doldurmadan Meclis’te bir temsil elde etti. Sizler, geçirdiğimiz seçim sürecinin en yakın şahitlerisiniz. İmkansızlıklarla, engellemelerle, hukuksuzluklarla boğuştuk. Fakat bugün amansız tecridin ilk duvarlarını yıkıp, Meclis’e girmiş bulunuyoruz. Arkamızda yalnızca bize oy veren 5 milyon yok… O 5 milyon, baskıya, tedhişe, tehdide karşı baş kaldıran, öncülerdir. Daha kucaklaşacağımız milyonlar var. Haklılığımızı gösterdikçe, sansürü kırıp derdimizi, kaygımızı, ülke için hayal ettiğimiz vizyonu anlattıkça akın akın bize gelecek milyonlar var. Bu milletin evlatları aldatılabilir, yanlış yönlendirilebilir, ancak irfanını teslim etmez. Milleti seveceğiz, millete güveneceğiz, onun irfanına hitap edeceğiz. O zaman aldatılanlar sorgulamaya başlayacak, o zaman Erdoğan medyasının tiyatrosunu izleyerek bir illüzyona hapsedilmiş milyonlar soru sormaya başlayacak. O sorulara biz cevap vereceğiz. O “titreyip kendine dönüş”ün öncüleri biz olacağız.

Bundan daha kutsal bir vazife, bu öncülükten daha büyük bahtiyarlık var mıdır? İlteriş’in yanına toplanan o ilk 17 kişi... Atatürk’ün çağrısına icabet eden, o bir avuç insan… Trablusgarp’a gönüllü gitmeye namzet o birkaç zabit… Bunlar bizim ilham kaynaklarımızdır. Nasıl onlar bir çığ gibi büyüyüp, milletin gözünü açtılar, nihayet muvaffak oldularsa, biz de muvaffak olacağız.

Bunu gerçekleştirmek için artık daha fazla imkanımız, daha fazla aracımız, daha fazla yöntemimiz ve daha güçlü bir teşkilatımız var. Meşru zeminde edindiğimiz bu ilk alan, yarının güzel, güçlü, müreffeh ve mutlu Türkiye’si için bir sıçrama taşıdır!

Yarın zafere ulaşıp, memleketi bu çöküşten kurtardığımızda, milletle kol kola, omuz omuza kutlama yaparken, öncülerden olma şerefiyle, O MÜTEVAZI ANALARIMIZIN YÜZÜNÜZDEN, KALENDER BABALARIMIZIN ALINLARINIZDAN, SAYENİZDE YÜZÜ GÜLMÜŞ ÇOCUKLARIMIZIN ELLERİNİZDEN ÖPECEĞİ GÜNLERİ HAYAL EDİN. BEN SİZE BU KUTLU SAHNEYİ VAAT EDİYORUM, MİLLETİN TARİHİNE ALTIN HARFLERLE GEÇMEYİ, BİR AHLAK VE İMAN RESTORASYONUNUN MİMARI OLMAYI VAAT EDİYORUM. YOLUMUZ BUDUR. BU BİR AŞKTIR, MAŞUĞUMUZ MİLLETTİR!

Dönülmez ben reh-i aşka yöneldim

Dua-yı hayr kılsın bana yaran!

 

Sözlerimi bitirirken, yeni yasama yılımızın milletimize hayırlı olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Meclise attığımız ilk adım hayırlı uğurlu olsun. HEPİNİZ ALLAH’A EMANET OLUN, VARLIĞIMIZ, BİRLİĞİMİZ DAİM OLSUN."

 

 

    Yorum Ekle

    Ad soyad

    Ceynak