Tarih : 21.10.2019 - 22:32

PUTİN, ERDOĞAN’A “MÜŞTEREK HAREKÂT NOKTASI KURALIM” DER Mİ?

ABD ile yapılan 120 saatlik anlaşma yarın gece 22.00’de bitiyor. Aynı saatte Erdoğan’ın Putin ile gerçekleştirdiği “Soçi Zirvesi” de bitiyor. O saatten itibaren konuşulacak olan konu; “Tamam mı, devam mı” konusudur. Erdoğan, “ABD ya da Rusya Güvenli Bölge meselesinde verdikleri sözü tutmazlarsa, operasyon kaldığı yerden devam eder” dedi. Ancak, Rusya öyle bir şey demedi! Dolayısıyla Putin’in ne diyeceği merak konusu!..  

PUTİN, ERDOĞAN’A “MÜŞTEREK HAREKÂT NOKTASI KURALIM” DER Mİ?

21 Ekim 2019 Pazartesi Türkiye Gündemi Yorumu:

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde "Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar" ana temasıyla düzenlenen TRT World Forum 2019'da konuştu. Suriye konusuna temas eden Erdoğan, Türkiye'nin hiçbir ülkenin toprağında, hiçbir toplumun özgürlüğünde veya çıkarlarında gözü olmadığına” işaret etti ve “Böyle bir ithamı, kendimize yapılmış en büyük hakaret sayarız” dedi.

 

Sözlerine “Biz sadece, kendimizin ve ayrılmaz bir parçamız olarak gördüğümüz kardeşlerimizin hakkını, hukukunu, geleceğini savunuyoruz” şeklinde devam eden Erdoğan, “Geçmişinde ne sömürge, ne katliam, ne zulüm, ne yıkım ayıbı olmayan bir milletin başkaca bir gayesi olamaz. Herkes Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da, Libya'da, Afrika'da, Balkanlar'da başka niyetlerle at koşturuyor olabilir. Ama Türkiye, sadece kardeşleriyle olan kader birliği sebebiyle oradadır. Bu, 'bir damla petrolü bir damla kandan daha değerli görenlerin' asla anlayamayacağı büyük bir erdemdir” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başta ABD, Rusya, Fransa, Almanya gibi 10’larca ülkenin Körfez ve Ortadoğu bölgesinde petrol için bulunduğunu ileri sürüyor. Kendisinin ise bölge halkının özgürlüğü ve bağımsızlığı için mücadele ettiğini söylüyor. 

 

Erdoğan’ın bu politikasını “Emperyalist ülkeler bölgede çıkarları için bulunurken, Türkiye halkın refahı ve özgürlüğü için bulunuyor” şeklinde özetlemek mümkündür. Bu politika, sözde doğrudur ama icraatta hiçbir işe yaramamaktadır!..

 

Erdoğan, bölge halkının sevgi ve teveccühüne önem veriyor. Emperyalist ülkeler ise o halklara, kendilerine uşaklık yapacak yöneticileri seçtiriyor ve onların iktidarda kalmaları için her türlü entrikayı yapıyorlar. Gerektiğinde şiddet uygulama hususunda da asla tereddüt etmiyorlar.

 

Erdoğan ısrarla “Türkiye’nin hiçbir ülke toprağında, özgürlüğünde gözü yok” diyor. Bu gayet güzel ve ahlaki bir düşünce tarzıdır mutlaka ama uygulamada yeri yok! Yok, çünkü bölgedeki emperyalist ülkelerin hiçbirisi halkla ilgilenmiyor. Ayrıca bölge halkının tercih hakkı da yok!.. Batılıların ortaya attığı “Arap Baharı” fikrine kanıp “demokrasi” ve “özgürlük” için sokağa dökülmenin bedelini ne kadar ağır ödedikleri, taptaze duruyor belleklerinde!  

 

Emperyalist ülkeler, 1900’lü yılların başında Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkıp yerine, sınırlarını cetvelle çizilen 65 ülke kurdukları unutulmak üzereydi o da hatırlandı. “Arap Baharı” bölge halkı için bir yenilenme olmadıysa da onlar için önemli bir hafıza tazeleme operasyonu oldu. Dolayısıyla halk, başlarındaki yönetici ne kadar etkili konuşursa konuşsun, onun sözlerine iltifat edilmeyeceğini öğrendi.

 

Böyle “öğrenilmiş çaresizlik” durumlarında halka yönelik politikalar pek bir işe yaramıyor. Türkiye “vatan – millet” diyor ama hiçbir ülke yöneticisi itibar etmiyor bu sözlere. Onların maksadı bölgeye “adalet” ve “demokrasi” getirmek değil çünkü. Onlar, bölgeye bir şey vermek için değil; petrol ve doğalgaz gibi tabii kaynakları kontrol altına almak için geliyorlar. Dolayısıyla Türkiye istediği kadar “Rabia” işareti yapsın; kimse iltifat etmez!

 

Erdoğan, Putin ile görüşmek için yarın Soçi’ye gidiyor. Gündeminde teröristlerin “Güvenli Bölge’den çıkması hususu var.

 

Rusya emperyalist bir ülkedir. Erdoğan’a “Sen harika bir insan hakları savunucususun. Sen ne dersen öyle olsun” der mi sizce?!.. Onun yerine “Akdeniz’e inmek için Suriye’de bir koridor açtım. O koridoru korumak için ne gerekiyorsa onu yapacağım. Senin o konuda bir yardımın olacaksa, oturup konuşalım” diyecektir.

 

Putin dese dese, “Bir müşterek harekât merkezi kuralım” ya da “Türk ve Rus askerleri birlikte devriye görevi yapsın” diyecektir. Bir nevi “ipe un serme” politikası uygulayacaktır yani. Daha da ileri gidip “Şu İDLİB meselesini çözelim artık” deyip “İDLİB’teki silahlı unsurları çekmesi” için Erdoğan üzerinde baskı kurması dahi mümkün! Göreceğiz!

 

 

Son söz: Türk toplumunda “Erdoğan’ın adaylığı söz konusu olsa, bölgedeki birçok ülke halkı, başlarındaki yöneticileri atıp Erdoğan’ı seçerler” şeklinde düşünce vardır. Bu düşünce iyidir, hoştur ama teselli verici mutluluk ve hayalden öte bir özelliği yoktur.

    Yorum Ekle

    Ad soyad

    Ceynak