Tarih : 06.08.2019 - 20:06

TÜRKİYE Mİ ABD’Yİ KÖŞEYE SIKIŞTIRDI, ABD Mİ TÜRKİYE’Yİ?

ABD Askeri Heyeti iki gündür Türkiye’de. Milli Savunma Bakanlığı’nda “Güvenli Bölge” ve Fırat’ın doğusu meseleleri ele alınıyor. ABD 15 kilometre derinliği, 40 kilometre uzunluğu olan bir alanın “güvenli bölge” olmasını teklif etmişti. Sonra uzunluğu 120 kilometreye çıkardı. Türkiye ise 35 kilometre derinlikte ısrarını koruyor. Ayrıca bölgenin TSK’nın kontrolünde olmasını istiyor. Erdoğan ise “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı ile başlayan süreçte yeni aşamaya geçeceğiz” ifadesini kullandı. ABD Savunma Bakanı Esper, “Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine operasyon düzenlemesi kabul edilemez” dedi.

TÜRKİYE Mİ ABD’Yİ KÖŞEYE SIKIŞTIRDI, ABD Mİ TÜRKİYE’Yİ?

6 Ağustos 2019 Salı Türkiye Gündemi; özetle şöyle:

 

Türkiye, terör örgütü PKK ile mücadele ediyor; hem de ne mücadele! Kuzey Irak’taki inlerine kadar takip edip etkisiz hale getiriyor onları. PKK’nın Suriye uzantısı PYD/YPG var bir de. Onu da 30-35 kilometre derinlikte bir koridor açıp orada etkisiz hale getirmek istiyor. Bundan daha tabii ne olabilir ki? ABD “hayır” diyor. “Onlar benim müttefikim!”

ABD, TPG/PKK’yı kendine polis yaptı. Bölgedeki çıkarlarını onlara korutuyor. Suriye’de Rusya’ya karşı elini güçlendirmede de onları kullanıyor.  Dolayısıyla, Türkiye’nin 35 kilometre Suriye içlerine girmesini istemiyor. Ya ne istiyor? Türkiye’nin mücadelesini 15 kilometre derinliği, 120 kilometre uzunluğu olan bir alanda vermesini istiyor. İyi de 15 kilometre zaten dağlık bölge; yaban keçimsi mi kovalayacak orada Türkiye?!. TSK, o dağların arkasına inmeli ki, orada yaşayan PYD/YPG’yi bertaraf etsin!  ABD ayrıca o alanda ABD ile Türk askerlerinin devriye gezmesini istiyor. Türkiye ise kontrolün TSK’da olması ve ABD’nin teröristlere verdiği tüm silah ve mühimmatı geri alması hususunda ısrarlı davranıyor.

Sınır güvenliğini sağlamak isteyen Türkiye’nin taleplerinin hepsi makul ve yerinde taleplerdir. ABD ise “Benim taleplerim de makul” diyor ve Türkiye’den anlayış bekliyor. ABD Savunma Bakanı Mark Esper, "Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine operasyon düzenlemesi kabul edilemez" dedi ve "Ankara ile anlaşma sağlamayı umuyoruz" ifadesini kullandı.

Zurnanın “zırt” dediği yer burası işte!.. Türkiye sınır güvenliğini sağlamak için talepte bulunuyor, ABD ise çıkarlarını korumak için şartlar ileri sürüyor. Türkiye ile ABD arasında yaşanan bu ihtilaf, dünyada ilk defa yaşanmıyor tabii. Diplomasi marifetiyle buna benzer binlerce hadise çözüme kavuşturuldu. ABD Başkanı Trump, “Yaptırım uygularım” diyor… “Komisyon” kurulmasını istiyor… “Bunlar Hollywood yıldızları kadar güzel insanlar” türü iltifatlar yapıyor ve masada kazanmanın yollarını arıyor… Cumhurbaşkanı Erdoğan ise "Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla başlattığımız süreci inşallah çok yakında farklı bir aşamaya geçireceğiz" dedi. Erdoğan’da diplomasi yok! Sağ gösterip sol vurma yok! Masada kazanma düşüncesi yok! Masaya yumruğu vurup “gireceğiz” diyor. “Biz Afrin'e girdik, Cerablus'a da girdik, biz El Bab'a da girdik. Şimdi de Fırat'ın doğusuna gireceğiz!” Erdoğan’ın bu sözleri Türk toplumunun hoşuna gidiyor tabii. Fakat bu söz ve eylemle sonuç alınmıyor! Doğru, Türkiye Afrin’e, El Bab’a, Cerablus’a, İdlib’e girdi ama sonuç alamadı!

Türkiye terörle mücadele ettiği gibi Doğu Akdeniz’deki doğalgazdan pay da almalı ama bunları sonuç alacak şekilde yapmalı. Sadece vurup kırmalar çok maliyetli oluyor!.. Türkiye, bir senedir Kuzey Irak meselesini konuşuyor ve Erdoğan en az 5 defa “Fırat’ın doğusuna gireriz” dedi. Hani? Bu tür çıkışlar, Türkiye’nin elini zayıflattığı gibi karşı tarafın işi sürüncemeye bırakmasına da sebep oluyor! Bilmem anlatabildim mi?

 

    Yorum Ekle

    Ad soyad

    Ceynak