Yazarlar

Hasan Sezer

Hasan Sezer

Kırma insan kalbini, yapacak ustası yok!

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Suriye’nin Afrin bölgesinde operasyonlarına başarılı bir şekilde devam etmektedirler. Artık siyasilerimiz de kendi yandaşlarını memnun edebilmek için birbirlerine atıp tutmayı bırakmalı ve ortak paydada birleşmelidirler. Bu harekâta katılan, en yüksek rütbeli subayından, en düşük rütbeli erinin de şüphesiz bir siyasi görüşü vardır. Askerlerin tamamı ne AKP’li, ne MHP’li ne de CHP’li veya daha başka siyasi görüştedir. Ordu, milletimizin üniformalı oluşumudur. Cephede her birinin kalbi vatan için atmakta,  “ölürsem Şehit, kalırsam gazi olacağım” demektedirler. Onlar bu şuurda ve bilinçte iken, siyasilerimizin yaptıkları abesle iştigaldir. Şu anda Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Sayın Devlet Bahçeli Türkiye’nin tek yumruk olarak hareket ettiğini ispatlamalı, ülkemiz üzerinde hain emelleri olanları sevindirmemelidirler. Gün birlik olma günüdür. Basit çekişmeler, hiç birine uzun vadede yarar sağlamaz. Bu toplum, siyasilerin tahrikleri olmasa hiçbir zaman birbiri ile düşman olmaz.

 

BİZDE MİSAFİR DEĞERLİDİR!

 

Perşembe günü gittiğim firmanın sahibi Özcan abi yıllar öncesi yaşadığı bir hatırasını anlattı. Seksenli yılların başında Erzincan’da lise tahsiline devam ederken, dedesi ve ninesi ile birlikte kalıyormuş. Malum; Erzincan’ kışı pek çetin olur. O gece de kar tipi şeklinde yağmakta imiş. Kısa süre içerisinde kar her yanı kaplamış. Özcan abiler de tam yatacaklarmış ki, kapı hızlı hızlı çalınmış ve birisi dedesine seslenmeye başlamış. Hemen kapıyı açmışlar. Komşu köylerden birine gitmek isteyen birisi, artık gidemeyeceğini anlayınca daha önceden tanıdığı Özcan abilerin dedesinin kapısını çalmış. Kapıyı hemen açmışlar ve misafiri içeriye almışlar. Dedesi Özcan abiye hitaben; “ Özcan oğlum, ninen hemen yemek hazırlasın, sen de misafir evimizin sobasını yak. Yatağı da hazırla. Misafirimiz üşümesin” demiş. Özcan abi derhal dedesinin söylediklerini yerine getirir ve yolcu istirahate çekilir. Sabahleyin uyanan Özcan abi, dedesi ve ev ahalisi sabah namazını kılarlar ve ninesinin hazırladığı sofraya oturmadan, misafirlerini uyandırarak sofraya dâvet ederler. Sohbet ederken dedesi misafire sorar. “Oğlum paran pulun var mı? Bir ihtiyacın varsa söyle halledelim” deyince; misafir “ Hacı amca Allah razı olsun. Daha ne isteyeyim. Karnımı doyurdunuz. Beni misafir ettiniz. Ben artık yola koyulayım. Sizleri de bekleriz” diyerek müsaade ister. Özcan abinin dedesi de “Allah yolunu açık etsin. Babana ve diğer ahbaplara selam söyle” diyerek yolcu ederler. Özcan abi bu hatırasını anlattı ve “ Biz Sünni’yiz. Bu yolcu ise Alevi idi. Ama bu hiçbir zaman problem teşkil etmedi. Yıllarca kardeşçe yaşadık” diye anlatınca aynı olaya benzer pek çok hadise gözümün önüne geldi. Bu toplum tahrik unsurları devreye girmese yine kardeşçe yaşamaya devam eder. Uzun lafın kısası siyasilerimiz konuşurken öfkelerine hâkim olmalı ve toplumu germek yerine birleştirme yoluna gitmelidirler. Ne çekti isek, kutuplaşmadan çektik. Gün birlik olma günüdür. Şair ne güzel söylemiş; “ Bu nasıl çeşmedir ki, su içecek tası yok! Kırma insan kalbini yapacak ustası yok!”

BizGençler