Yazarlar

Hasan Sezer

Hasan Sezer

Kürtler ne zaman PKK’lı, ne zaman değil?

Zaman hızla akıp gidiyor. Yazılarımızda işleyeceğimiz konular eskimiş gibi olsa da aslında eskimiyor. Çünkü ülkemizde gündem dönüp dolaşıp aynı yere geliyor. Kısır döngü ve ön yargılar etrafında dolanıp duruyoruz. 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri öncesi idi. İşim icabı Küçükköy semtine gitmiştim. Gideceğim işyerinin açılmasına 1 saat kadar vardı. Yani saat sabahın 7’si idi. Bir kahvehaneye oturdum çay içiyordum. Kahvehanenin hemen karşısına bir kamyonet yanaştı. Kasadan ve şoför mahallinden 5-6 kişi indi. Başları olduğu anlaşılan kişi selam verdi ve kahveciye hitaben; “abi biz yolu kazacağız da. Yukardan yolu kapatsak mahsuru olur mu?” diye sordu. Kahveci de; “Burası zaten tek yön. Hiçbir mahzuru olmaz. Yukardan kapatırsınız” deyince arabaya daha dikkatlice baktım. Aracın yan tarafında İBB –Bakım-Çalışma yazmaktaydı. Neyse, arkadaşlar kahvehaneye oturdu. Birer çay söylediler. Mesai henüz başlamadığı için de kâğıt isteyerek, kâğıt oynamaya başladılar. Araç sivil plakalı idi. Belli ki; işi alan müteahhit adına çalışan taşeron ve adamlarına aitti. Aralarında Kürtçe konuşuyorlardı ve bu durumu kimse yadırgamıyordu. Çünkü gerek kamuya ait olsun, gerekse özel sektöre ait olsun binlerce Kürt kökenli vatandaşımız, bu işlerde çalışa gelmiştir ve çalışmaya da devam edecektir.

 

İmamoğlu, belediye başkanı olunca bu Kürtler PKK’lı mı olacak?

 

Seçim öncesi estirilen havaya bakarsak, ne kadar PKK’lı varsa belediyeye dolacak deniyordu. Nitekim İmamoğlu seçildi. Hâlbuki yukarıda da anlattığım gibi bu memlekette, yüz binlerce Kürt kökenli kardeşimiz; gerek özel sektörde, gerekse kamu sektöründe zaten çalışıyor. Büyük çoğunluğu da HDP’ye ve PKK’ya sempati duyuyor. Aslında emeği ile çalışan ve sömürüye uğrayan bu insanları sömüren ve sömürülmelerine aracılık eden de kendileri gibi Kürt kökenli uyanıklar. Bu insanları, hak ettikleri ücretin altında çalıştıran ve bu ihaleleri alanlarla iş birliği yapanlar, aynı zamanda kendilerini sütten çıkmış ak kaşık olarak göstermekte ve bu insanları yanlış yönlendirmektedirler. Devleti yönetenler, biriken problemleri hasıraltı etmek yerine adilane bir şekilde çözmeye çalışsalar, bu insanlar ne HDP’ye ne de PKK’ya sempati duyarlar. Önemli olan yan gelip yatandan yana değil, emeği ve alın teri ile çalışandan yana tavır koymaktır.

BizGençler