Yazarlar

Hasan Sezer

Hasan Sezer

Nezaket ve zarafet Bakanlığı’na şiddetle ihtiyaç var

Bu kadar bakanlık varken; bu da nereden çıktı diyeceksiniz. Ama konuyu biraz açtığımızda umarım bana hak verirsiniz. Partili Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Bey’in oldukça kibar, oldukça nazik bir damadı var. Tahsilini yurt dışında yaptığı için yabancı dili de oldukça iyidir herhalde.  Kendisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görev yapıyor. Arada sırada enerji ve buna bağlı konularda demeçler de veriyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın yurtiçi ve yurtdışı toplantılarının tamamında kendisini ön karelerde görmemiz mümkün. En son Emine Erdoğan hanımefendiye, kadın haklarına katkısından dolayı yanılmıyorsam vazo hediye etti.

Bunlar tabii ki oldukça güzel şeyler. Beni ilgilendiren kısmı şuradan geliyor. Mersin’in Gülnar ilçesinin Büyükeceli Beldesine kurulacak Akkuyu Nükleer Santralı. Zaman zaman hemşerilerime soruyorum, ‘Sizlere bir açıklama yapıldı mı’  diye. Maalesef bir açıklama yapılmıyor. Bizim de bu beldede hasbelkader bir miktar tarlamız var. Yıllardır boş duruyor. Satmaya kalksan alan yok! Ekin diyoruz köylüden eken yok! 40 yıldır sözüm ona buraya nükleer santral kurulacak. Samimi söylüyorum burada görev alıp da hiçbir şey yapmadan emekli olanlar var. Basından takip ettiğimiz kadarıyla yüklenici Rus firması birkaç Türk firması ile ortaklık kurmuş. Daha sonra ortaklar vazgeçmişler. Yeni ortaklar aranıyormuş. Mış mış da mış mış! Sıfıra sıfır elde var sıfır.

Bu nükleer santral henüz kurulmadıysa da bölgenin değerini düşürmeyi başardı. Bu nükleer santrali kurdurmakta olan İktidarın bu konuları açıklığa kavuşturması da görevleri arasındadır. Bu görev de bizzat Sayın Berat Albayrak veya onun görevlendireceği yetkili kişilere düşer. Şu anda bu bölgede tarım can çekişiyor! Hemşerilerim portakalı 50 kuruşa satarken dahi zorlandıklarını söylüyorlar! Benim köyüm Sipahili dâhil hangi kapıyı çalsanız; en az 2 üniversite mezunu sizleri karşılar.

Bilhassa yazın tişörtlü, şalvarlı erkekleri, başörtülü şalvarlı kadınları, kısacası yanık tenli, yanık yüzlü hemşerilerimi sıradan köylü sanırsınız. Birazcık konuştuğunuzda kimisinin doktor, kimisinin mühendis, emniyet amiri, öğretmen veya mali müşavir olduğunu görürsünüz. Yani demem odur ki; bu bölgenin insanları gururludur ama asla kibirli değildir. Gelen misafire hürmet gösterir. İzzet ikramda bulunur. Anlatılanlar şayet mantık çerçevesinde ise tasdik eder. Zorluk çıkarmaz.

 

GELELİM KADINLARIMIZA!

Kadınlar günü nedeniyle herkes bir şeyler söyledi. Yine köyümüzden bir örnek vererek başlayayım. Kurtar abim Tevfik amcamın oğludur. Her ikisi de vefat ettiler Allah (c.c.) rahmet eylesin. Kurtar abim maliye memuru idi. Memurluktan istifa ederek Sipahili köyüne yerleşti. Amacı çiftçilik yapmaktı ama bir türlü başarılı olamadı. Ta ki evlenene kadar… Eşi sebze meyve yetiştirme işlerinden anlayan hamarat bir kadındı. Sipahili köyünde belki de ilk cam sera yetiştiriciliğini yapan kişinin o olduğunu söyleyebilirim. Ne zaman köye gitsem yengemi çalışırken görürdüm. Bir defasında Beyin kanaması geçirdiğini duydum. Çok üzüldüm. Aradan birkaç ay geçmişti ki; köye gittiğimde yengem yine sebzeler arasında çalışmakta idi. Bu arada yanılmıyorsam 4 çocukları var. Kız- erkek hepsi de üniversite mezunu. Hepsi de pırıl pırıl gençler.

Bu arada Mehmet Ali amcamın kızı Semra ablamdan bahsetmezsem haksızlık olur. Pınar ve Çağlar isimli kızlarını yetiştirip okutmak için ülkemizde gezmedik yer bırakmadı. Kendisi başarılı bir öğretmen idi. Pınar Tekstil mühendisi olarak, Çağlar da doktor olarak sahalarında oldukça başarılı oldular. Bu toplum işte böyle bir toplum. Birbirimize düşürülmek yerine el ele verirsek aşamayacağımız engel yoktur. Gönlünüzden saygı ve sevgi ve merhamet  eksik olmasın.

BizGençler