Kemal Çiftçi

Kemal Çiftçi

Selahaddin Eyyubi’nin Torunlarına ne oldu?

Selahaddin Eyyubi’nin torunlarına ne oldu da ellerinde İsrail bayrakları ile Erbil sokaklarında dolaşıyorlar?

Eyyubi hanedanının kurucusu olan Selahaddin, 1187'de Kudüs'ü Haçlı kuvvetlerinden almış ve bölgede 88 yıl süren Hıristiyan egemenliğine son vermişti.

Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin sultanı olan büyük komutan, Hıristiyanların misilleme olarak düzenledikleri III. Haçlı Seferi’ni de etkisiz hale getirmişti.

Bugün Kuzey Irak’ta yaşayan Kürtler, kendilerini Selahaddin Eyyubi’nin torunları olarak görüyorlar. Nitekim Kuzey Irak’ın önemli şehirlerinden birinin adı bundan dolayı Selahaddin. Kerkük Türkmenleri de kendilerini Selçuklu’nun varisi olarak görüyorlar. Bu bakımdan birbirlerine çok da yabancı değiller. Zira Anadolu’nun kapılarını açan Alpaslan’ın ordusunda Türkmenlerle Kürtler Bizans’a karşı birlikte savaşmışlardı. Daha sonra Yavuz’un ordusunda da yine aynı beraberliği ve dayanışmayı göreceğiz. 

Hal böyleyken, bugün ne oluyor da K. Irak’ta yapılan referandum vesilesiyle insanlar ellerine İsrail ve Amerikan bayrakları alarak sokağa fırlıyorlar? Bugünlere nasıl geldik? Daha yüzyıl öncesine kadar o insanların hepsi Osmanlı bayrağı altında yan yana yaşıyorlardı. Türk, Kürt, Arap ayırımı yoktu. Hepsi İslam kardeşliği altında birleşiyordu. Aynı yıllarda Kutul Amare Savaşında, Şii Arap aşiretlerin de desteğiyle hep birlikte İngilizlere kök söktürmüştük.

Bugün ise Selahaddin Eyyubi’nin fethettiği Kudüs’ü Filistinlilere zindan eden İsrail bayrakları, onun torunları tarafından bağımsızlığın alameti olarak kullanılıyor. Bu nasıl bir bağımsızlık? Bu işte bir bit yeniği yok mu?

Tüm İslam dünyası bu referanduma karşı iken, İsrail’in açıkça ve ABD gibi başka güçlerin de perde arkasından destek vermesi hayra alamet değil elbette. Kürtlerin de neden bir devleti olmasın? Bu soru ilk bakışta kulağa hoş geliyor. Elbette olabilir.

Öncelikle İsrail’e şunu sormak lazım. Madem Kürtlerin bağımsız olmasın istiyorsunuz, neden topraklarını işgal ettiğiniz Filistinlilere bir devletçik kurma hakkı vermiyorsunuz? Kürtlerin bağımsız olmasını isteyen süper güçlere de yönelteceğimiz sorular var: Çeçenistan’da bir milyonun üzerinde insan öldü? Neden hala onların bir devleti yok? Hatta Rusya yüzyıllarca bağımsız bir devlet olan Kırım’ı yuttu? Neden dünya buna sessiz kaldı? Doğu Türkistan Çin zulmü altında inliyor. Bağımsızlık onlarında hakkı değil mi? Rohinga Müslümanlarına soykırım uygulayan Myammar devlet başkanına neden Nobel barış Ödülü veriliyor? Kanada, sürece saygılı olduğunu ilan ediyor. Peki, Kanada’daki Fransızca konuşan halk ayrılmak istiyordu. Neden onlara bağımsızlık vermiyorsunuz?

Bu soruları çoğaltarak olayı derinlemesine sorgulamak ve zihinleri açmak zorundayız. Bilmeliyiz ki kimse kimseye altın tepside bir devlet sunmaz. Eğer böyle bir şey yapılıyorsa o altın tepside zehir olma ihtimalini düşünmek mecburiyetindeyiz.

Referandum dolayısıyla yabancı ajanslar K.Irak halkıyla röportaj yapıyorlardı. Bu röportajların birinde alınan cevap çok ilginçti. “Burası karışırsa ne yaparsınız?” diye soran yabancı gazeteciye, halktan biri şöyle cevap veriyordu: “Burası karışırsa buralarda duramam. Ailemi ve çocuklarımı alıp derhal Türkiye’ye giderim.” İşte Osmanlı bakiyesi toplumun şuuraltı bu. Nitekim Saddam döneminde Irak’tan kaçan üç yüz bin Kürt Türkiye’ye gelmişti. Suriye’den göçen mülteciler içinde de yüzbinlerce Kürt var. Herkes biliyor ki, Türkiye’den başka sığınılacak liman yok.

 

Gerçek bu iken, başta Barzani olmak üzere, herkes aklını başına toplamalı ve Türkiye ile işbirliği yapmalı. Aksi takdirde hep birlikte sonu olmayan bir kaosun içine yuvarlanırız ve sadece düşmanlarımız bu işten karlı çıkar. Osmanlı dağıldıktan sonra yaşanan sıkıntılar hala ortada iken yeni bir maceraya girmenin gereği var mı? Yol yakınken dönmek ve aklımızı başımıza toplamak zorundayız. 

Kemal Çiftçi

k.ciftci@gmail.com

Ceynak
BizGençler