Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Tasarım Bienali ve belediyeler

Bugün İstanbul’da çok önemli bir toplantı gerçekleştirildi. En azından bendeniz öyle düşünüyorum. Toplantı, 22 Eylül 2018 – 4 Kasım 2018 tarihleri arasında düzenlenecek olan “4. İstanbul Tasarım Bienali” ile ilgiliydi.

Esas konuya girmeden önce Türkiye’nin gündeminde “Vize Krizi” ve “Suriye Meselesi” gibi iki ciddi konu varken, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından organize edilen bu “Tasarım Bienali” ile ilgili toplantıyı neden çok önemsiyorum; onu anlatayım:

Üç nedenden dolayı önemli diyorum:

1)      Vize ve Sınır Krizi kısa vadelidir.

2)      Tasarım Bienali uzun vadelidir.

3)      Hazırlığın bir sene önce başlaması ve planın uygulamaya sokulması geleneği Tasarım Bienali’ni önemli kılıyor.

Sondan başlayayım. Türkiye, uzun vadeli plan yapmayı ne seviyor, ne biliyor! Bilmediği için de kısa vadeli planlarla günü kurtarmaya çalışıyor. Çok yüksek bedeller ödemesine rağmen yaptığı hiçbir plandan –daha doğrusu plansızlıktan- olumlu sonuç alamadı! Tasarım Bienali’ni organize eden İKSV ise üç senedir başarıyla gerçekleştirdiği ve bu süreç içinde çok önemli tecrübeler edindiği “Tasarım Bienali” için bir sene önceden hazırlığa başladı. İKSV’nin bu uzun soluklu proje üretme geleneğini takdir ediyorum.

Ayrıca İKSV’in uzun vadeli düşünmesini ve planlama yapma kültürünü beğeniyorum.

Vize ve Sınır Krizi de çok önemli ama kısa vadeli bu krizler var diye uzun vadeli planları elimizin tersiyle etme hakkımız yok.

İKSV Başkanı Bülent Eczacıbaşı, toplantıda yaptığı konuşmada “Hayatımızın her katmanına nüfuz eden tasarım; bir yanıyla önemli bir güç kaynağı, bir yanıyla da bir sorgulama, düşünme ve öğrenme aracıdır” dedi. Ki, bir cümleyle özetledi tasarımı. Tasarım hayatımızın her katmanında var. Kullandığımız alet ve edevatlar tasarlanıyor. İçinde yaşadığımız konutlar ve işyerleri tasarlanıyor. Hele bir de insanların yaşaması için zaruri olan çevre var ki, dünyanın en önemli meselesi oldu; kirlendi çünkü.

Tasarım Bienali Küratörü Jan Boelen, öğrencilere, öğretim üyelerine, iş adamlarına, yöneticilere ve ev kadınlarına çağrı yapıp “Topluma faydalı olacağını düşündüğünüz projeleriniz, hayalleriniz varsa getirin, 218 Bienali’nde onları paylaşalım” dedi.

Jan Boelen’in bu çağrısına bir çağrı da bendeniz eklemek istiyorum. İstanbul Büyükşehir ve ilçe belediyelerine benim çağrım:

Gelin “2018 Tasarım Bienali”ni “Kent Tasarım Bienali”ne dönüştürelim. Toplumun huzuru çevreyle birebir ilintilidir. Şehrin çevre düzeni doğru tasarlanmış ise insanlar daha sağlıklı, daha moralli ve daha pozitif oluyorlar, huzur içinde yaşıyorlar. Gelin, İstanbul’un artılarını ve eksilerini tartışalım. Yapılması gerekenleri masaya yatıralım. İstanbul, dünyanın en nadide şehirlerinden biridir. Sahip olduğu tarih ve kültür zenginliği emsalsizdir. Bunu hepimiz biliyoruz. Bir diğer bildiğimiz de “bu muhteşem şehrin tasarıma ihtiyacının olduğu”dur. Çevre tasarımının sorgulanmasının şart olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bugün sorgulamazsak şayet, yarın çok geç olabilir. Kaldırım yapmakla kent tasarımı olmaz!...

 

 

 

Ceynak
BizGençler