Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Tuz tuzdur. Kaya’sı ya da Himalaya’sı olmaz!

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Tıp camiasının ve halkımızın bu özel gününü tebrik ederim.

De…

Mademki, Tıp Bayramı… Mademki herkesi ilgilendiriyor; güne biraz derinlik vermekte fayda var.

Önce bayrama bakalım…

Türk Dil Kurumu (TDK) şöyle tanımlıyor bayramı:

1) Millî veya dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün ve günler 2) Özel olarak kutlanan gün 3) Sevinç, neşe…

Tıp Bayramı adı üstünde tıp bayramı; dinî bir yanı yok! “Millî” desen, o da yok; aynı tarihte olmasa da bütün dünya kutluyor bu günü. Hele “sevinç” ve “neşe” hiç değil! Hasta, kendisini tedavi etmek için “Hipokrat Yemini” etmiş olan doktora şiddet uyguluyor! Doktor, ettiği yemini unutup “Şiddet uygulayan hasta ve hasta yakınına tedavi uygulamayalım” diyor. Hâl böyle iken “sevinç” ve “neşe”den nasıl edeceğiz?

Geriye bir tek TDK’nın “Özel olarak kullanılan gün” tarifi kalıyor ki, hiç olmazsa onun içini dolduralım.

Türk toplumu antibiyotik bağımlısı oldu. Doktorlar her vesile ile “gereksiz antibiyotik kullanmayın” diye ikazda bulunuyorlar. “Hekiminizin antibiyotik yazması için ısrarcı olmayın” diye açıklama yapıyorlar. Diğer tarafta da hipertansiyon, kalp, diyabet gibi hastalıklardan bihaberiz! Böyle de bir tezat yaşanıyor sağlık alanında!

Bugünün içini doldurmak lazım, dedim ya bir satır önce. İşte o doldurma işlemiyle ilgili güzel bir konuyu paylaşacağım sizlerle…

Türk Kardiyoloji Derneği “Değerini Bil” başlıklı bir kampanya başlattı.

Türkiye’de erişkin nüfusun yüzde 31.2’sinde hipertansiyon var. Kadınlarda bu oran yüzde 36, erkeklerde ise yüzde 30! 70’li yaşlarda ise durum daha da vahim: Her üç kişiden ikisi hipertansif!

Toplumda, bu halk sağlığı probleminin görülme sıklığının son derece yüksek olması yetmezmiş gibi haberdar olma eksikliği de yaşanıyor: Her 100 hipertansiyonlu kişinin 45’i tansiyonunun yüksek olduğunu bilmiyor! Erkeklerin yüzde 59’u, kadınların yüzde 33’ü hipertansiyon hastası olduğundan haberdar dahi değil!

Türk Kardiyoloji Derneği başlattığı “Değerini Bil” kampanyası ile toplumu bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye başladı.

Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Mustafa Kemal Erol, kronik kan basıncı yüksekliğinin (hipertansiyon) kalp damar hastalığı, böbrek yetersizliği, kalp yetersizliği, beyin kanamaları ve felç gibi hastalıkların ana risk faktörü olduğuna dikkat çekerek; kişilerin nasıl bir yol izlemesi gerektiği şu ifadelerle anlattı:

“Kişinin kan basıncı değeri 12/8’in altındaysa en az beş yılda bir, 12-13/8-8.5 arasında ise en az üç yılda bir, yüksek normal dediğimiz 13-14/8.5-9 aralığında ise en az yılda bir kan basıncı değerlerini ölçmesi lazım.”

Hipertansiyon bilincini arttırmak maksadıyla tanı almamış, hipertansiyonunun farkında olmayan kişilerin tespiti amacıyla “Değerini Bil” sloganıyla başlattıkları kampanya hakkında da bilgi veren Prof. Erol, “Yüzde 45 olan oranı azaltmak amacıyla başlattığımız kampanyada sosyal medyayı da aktif şekilde kullanacağız” dedi.  

 

TANSİYON NASIL ÖLÇÜLÜR?

 

Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Vedat Aytekin, kişinin tansiyonunu evde nasıl ölçeceği hakkında bilgi verirken şu ifadeyi kullandı:

“Dijital cihazlarla daha kolay ölçüm yapabilirsiniz. Üst kol ortasına takılan manşon sayesinde sabitlediğiniz cihazla kan basıncınızı ölçebilirsiniz. Merdiven çıkmışsanız, dinlenip öyle ölçün. Çay, kahve, alkol almamış olmak lazım. Sabah ve akşam iki defa ölçmek daha doğru olur.”  

 

HİPERTANSİYON NASIL TEDAVİ EDİLİR?

 

İlaç dışı tedaviler de ilaçlı tedavi kadar etkilidir ve herkes için faydalıdır. Türk Kardiyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Cevat Kırma, hipertansif kişilere, hayat tarzlarını değiştirmeleri tavsiyesinde bulundu ve şu bilgileri verdi:

“Kilo verin. Tuz tüketimini azaltın. Sebze – meyve ağırlıklı beslenin ve haftada iki defa balık yiyin. Sigarayı bırakın. Mutlaka egzersiz yapın.”

 

TUZ TUZDUR, PAHALI TUZ ALMAYIN

 

Türk kardiyoloji Derneği Hipertnsiyon Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Atila Bitigen, tuz kullanımıyla ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu ve şöyle dedi:

“Tuz tüketiminin mutlaka azaltılması lazım. Bir yetişkin vücudunun günlük tuz ihtiyacı 2-2.5 gramdır. Ülkemizde bu miktar 15 gramı buluyor. Son günlerde “Kaya tuzu” ya da “Himalaya tuzu” adı altında satılan tuzlar var. Bunlar ticari faaliyetlerdir. ‘Kaya tuzu içinde sodyum miktarı az, dolayısıyla istenildiği kadar kullanılabilir’ gibi sözlerin hiçbir tıbbî değeri yoktur. Tuz tuzdur.”

Son söz: Doktor, tedavi için vardır saygı gösterelim. Hasta ilgiye muhtaçtır, şefkatli davranalım. Sağlık bizimdir sahip çıkalım. 14 Mart Tıp Bayramınızı tebrik ederim.

 

 

 

 

 

 

BizGençler