Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Üçüncü Dalga Deneyi’ni duymuş muydunuz?

“Tarihin En Korkunç Deneyleri” kitabında okudum. Çok enteresan bir deney olduğu için paylaşayım istedim. Demokrat bir grubun, hatta bir toplumun içine bile faşist düşüncelerin kolayca sızabileceği anlatılıyor çünkü.

“Üçüncü Dalga” adıyla anılan deney, Kaliforniya’daki Cubberley High School’da, Roy Jones isimli bir tarih öğretmeni tarafından gerçekleştiriliyor. Roy Jones, öğrencilerinin saygı duyduğu bir öğretmendir. Holokost’un nasıl gerçekleştiğini ve toplumların nasıl otoriter rejimler tarafından kontrol edildiğini anlatmak için bir deney tasarlıyor ve bunu öğrencilerine bildiriyor. Holokost malum, Nazilerin Yahudilere yaptığı soykırıma verilen addır.

Roy Jones, öğrencilerine “Birkaç kuraldan oluşan bir tatbikat yapacağız. Bugün dediklerimi harfiyen yerine getirenler benden A alacak, yapmayanlar ise F alacak” diyerek; Üçüncü Dalga Deneyi’ni başlatıyor. Jones’un kuralları çok basitmiş aslında. “Ders zilinin çalmasıyla birlikte 30 saniyede yerlerinizi alacaksınız. Artık söz almadan ve yerinizden konuşmak yok! Söz alıp ayağa kalkarak konuşacaksınız ve söz söyleyecekleriniz üç beş kelimeyi geçmeyecek. Ve her cümlenin sonuna ‘Bay Jones’ diye bitireceksiniz.” Jones, karizmatik ve saygıdeğer bir öğretmen olduğu için öğrenciler bu kuralları uygulamakta hiç zorluk çekmiyor ve harfiyen uyguluyorlar.

 

SİZLER ÖZELSİNİZ!..

 

Jones, bir günlük bir deney düşünmüştü fakat ikinci gün sınıfa geldiğinde tüm öğrencilerin yerlerini almış olduklarını ve oturarak öğretmenlerini beklediğini görünce, deneyini devam ettirme kararı alıyor. Jones, ”Siz özel ve seçilmiş kişilersiniz. Diğerlerinden farklısınız. Bu nedenle okuldaki disiplini siz sağlayacaksınız. Dışarıda gördüğünüz her uygunsuz davranışa müdahale edecek ve üst birimlere bildireceksiniz. Size ‘Üçüncü Dalga’ diyorum. Çünkü okyanusun en güçlü dalgası üçüncü dalgadır. Okulun disiplininden siz sorumlusunuz” diyor.  

Üçüncü Dalga ile ilgili sahte bir efsane üreten Jones, bu gruba Nazi selamını da öğretip sadece okulda değil, dışarıda dahi birbirlerini bu şekilde selamlamalarını emrediyor. Öğrenciler bu kurala da istisnasız uyuyorlar.

Üçüncü gün ise Jones deneyin kapsamını genişletip tüm okula yayıyor ve isteyenlerin bu gruba katılabileceklerini duyuruyor. Günün başında 30 öğrencili grup 13 katılımcıyla beraber 43 kişiye yükseliyor. Öğrencilerin hepsi derslerine hevesle sarılıyor ve katılımlarda artış oluyor. Jones, kalabalıklaşan gruba “demokrasi nasıl yıkılır” adlı bir proje veriyor.

 

ÖTEKİLEŞTİRMENİN TEHDİT ETTİĞİ TOPLUMLAR

 

Roy Jones’un daha sonra kaleme aldığı makalede, kimi öğrencilerin “İlk defa adamakıllı bir şey öğrendik” dediğini ve hatta “Bay Jones, diğer konuları da bize niye böyle anlatmıyorsunuz” diye sitem ettiklerini yazıyor. Özel olarak seçildiklerini iyice kabullenen öğrenciler, kendilerine bir üye kartı hazırlamanın vaktinin geldiğini düşünüyor ve bir logo tasarlayıp kurumsallaştırıyorlar. Grup üyesi olmayan diğer öğrencileri sınıfa sokmama kararı alıyorlar.

Yeni üye bulma kural ve şartlarının da belirlendiği üçüncü günün sonunda toplam katılımcı sayısı 200’e ulaşıyor. Aynı gün içerisinde bazı grup üyeleri diğer grup üyelerini kurallara uymadıkları gerekçesiyle ispiyonlamaya başlıyorlar.

Dördüncü gün Jones, öğrencilerin projeye haddinden fazla dâhil olduklarını, disiplin kurallarına görülmemiş bir liyakatle bağlandıklarını fark edince, olayların kontrolden çıkacağını sezerek deneyi durdurma kararı alıyor.

Roy Jones, Amerikalıların dahi nasıl kolayca Nazi olacağını görüp deneyden vazgeçmiş ama Türk siyasetçileri, onlarca yıldır uygulanan ötekileştirme politikalarından bir türlü vazgeçmiyorlar. “Yerli” ve “Milli”, diyorlar,  “Laiklik” diyorlar ve sımsıkı tuttukları koltuklarını bu yöntemle korumakta ısrar ediyorlar. Böyle bir ülkede “barış”, “fikir hürriyeti”, “farklı düşüncelere saygı” ve en önemlisi de “demokrasi olur mu?

BizGençler